11 Mayıs 2008 Pazar

Sezen hayatıma giren ilk kadın

Murat Evgin, yeni albümü "Bambaşka Bir Şehir"de, Sezen Aksu için yazdığı aşk şarkısına da yer verdi. "Üç yaşımda Sezen beni dudaklarımdan öpmüş. Hayatıma giren ilk kadın o. Bu platonik aşk 19-20 yaşıma kadar sürdü. Sezen'i ne zaman görsem kalbim çarpar, ellerim terlerdi" diyen Evgin, sonunda onun için "Seni Uzaktan Sevmeme İzin Ver"i bestelediğini anlattı.

Nilüfer'den yeni single'a yeni imaj

Ünlü sanatçı Nilüfer 10 gün sonra bir single çıkarıyor. Geceli gündüzlü çalışan Nilüfer, imajını da yeniledi. Kilo verip zayıflayan ve saçlarını siyaha boyatan ünlü sanatçı bambaşka bir görünümle sevenlerine sürpriz yapmaya hazırlanıyor.

Madonna Lokumu

Meslektaşlarına karşı lokumun Türkiye’ye ait olduğunu savunan ve mücadelesi İngiltere’de The Times gazetesinde de yayınlanan Adanalı lokumcu, son albümünün ilk parçasında ”Turkish delight’‘ (Türk lokumu) ifadesini kullanan ünlü ABD’li şarkıcı Madonna’ya, desteği için bir kutu lokum gönderdi.

Lokum imalatçısı Adnan Özdoğru, Adana’da 1900′lü yıllardan beri üç kuşaktır üretimini gerçekleştirdikleri Türk lokumunu Yunanistan’ın sahiplenmeye çalışmasını kabullenemediğini ve bu konudaki mücadelesini sürdürdüğünü ifade etti.

Guinness Rekorlar Kitabı tarafından ”dünyanın en başarılı kadın şarkıcısı” olarak ilan edilen Madonna‘nın, kısa süre önce çıkardığı albümü ”Hard Candy”nin ilk parçası ”Candy Shop”un sözleri arasında ”Turkish delight” ifadesini duyduğunda çok mutlu olduğunu belirten Özdoğru, ”Bu sözlerle tüm dünyanın tanıdığı Madonna da lokumun Türkiye’ye ait olduğunu tescillemiş oldu” dedi.

Özdoğru, teşekkür etmek amacıyla, Madonna’nın ABD’de ”Maverick Films, 9348 Civic Center Dr. 3rd Floor Beverly Hills, CA 90210 USA” adresindeki fan kulübüne kendi üretimi olan özel ”Oskar lokumu”ndan kargoyla bir kutu gönderdiğini ifade ederek, şöyle devam etti:

”Lokum kutusuna, ‘Türk lokumu üreticilerine desteğiniz için teşekkür ederim’ şeklinde İngilizce bir not da iliştirdim. Madonna evrensel bir isim. Dünyanın her ülkesinde tanınan, milyarlarca dinleyicisi olan bir mega star. Şarkısını dinleyen, Nijerya’daki, Hindistan’daki, dünyanın her ucundaki hayranları, Türk lokumunu merak edecekler. Hemen internetten arayacaklar ve tatmak isteyecekler. Türkiye’yi tanıyacaklar. Bundan da önemlisi, Yunanlı lokum üreticilerinin iddiaları, evrensel bir isim tarafından çürütüldü. Bu şarkı tüm dünyanın lokumu ‘Türk lokumu’ olarak bildiğinin kanıtı.”

VEFA BORCU

Özdoğru, Madonna’nın, mücadelesine şarkısıyla verdiği desteğin kendisini duygulandırdığını ve vefa borcu hissettiğini belirtti.

Yeni geliştirdiği, içerisinde bal ve afrodizyak özellikli ürünlerin bulunduğu yeni lokumumun ismini ”Madonna lokumu” koyacağını ifade eden Özdoğru, ”Üzerinde çalıştığım yeni lokumum, canlandırıcı özelliği ve adeta gençlik iksiri özelliğiyle, son albümünde hareketli parçalarıyla öne çıkan Madonna’nın kişiliğine ve imajına da son derece uygun. Üretime geçtiğimde, ‘Madonna lokumu’ndan kendisine de yollayacağım” diye konuştu.

5 Mayıs 2008 Pazartesi

"Şarkı söylemeyi bırakıp Afrika’da yaşayacağım"

Elidor'un yeni yüzü olan ve bu kampanya nedeniyle imajı tamamen değiştirilen Sertab Erener, görüntüsüyle birlikte hayat felsefesinin de değiştiğini söyledi. Sanatçı "Müziği bırakıp Afrika'da yaşamak istiyorum" dedi.

İşte Hürriyet'te dün yayınlanan Sertab röportajının tamamı >>
Saçınızın rengi, şekli çok güzel olmuş, size çok yakışmış Sertab Hanım...
- Teşekkür ederim... Elidor’un kampanyasıyla gerçekleşen bu değişim, açıkçası çok hoşuma gitti.

Elidor’un Türkiye’deki kampanyasının yüzü sizsiniz... Bu konuda neler söyleyeceksiniz?
- Daha genç ve geniş bir hedef kitleye seslenmek için yeni bir kampanya başlatmışlar. Bu kampanyayı da bir felsefe üzerine oturtmuşlar. Benim bu proje içinde olma nedenim, sunuluşun, içinde bulunulan ortamın ve söylenilen her lafın benimle örtüşmesi. Özellikle de kampanyanın sloganı olan "Hayat beklemez" felsefesi, benimle tam örtüşüyor.

Kadının yaşam şekli değiştikçe saç şekli ve rengi de değişir. Sizde ise hayatınızda o kadar radikal gelişmeler olmasına rağmen pek değişim gözlenmedi. Neden?
- Güzel soru... Ben her zaman dengeli olmaktan yanayım. Hayatı böyle yaşamayı seviyorum. Çok yukarılarda ya da çok aşağılarda bir hayat yaşamayı sevmem. Çünkü böyle yaşamak, yıkıcı ve yıpratıcıdır. Dengeyi sağlayabilmekse kendini doğru tanımlamak, hayattan beklentilerini doğru belirlemek ve doğru kararlar vermekten geçer. Doğru kararlar verilmediğinde insanlar bunalım geçiriyor. Aslolan kendini bilmek, kendini tanımak ve mutlu olacağın şeyleri doğru tanımlayarak, seçimleri ona göre yapmaktır. Ben böyle hissediyorum, gençlere bunu tavsiye ediyorum.
Demir Demirkan’la 11 yıldır birliktesiniz. Bu kadar sağlam bir ilişkinin temelinde ne var?
- Demir’le ilişkimize başladığımızda ikimiz de böyle insanlar değildik. Ben kendimi mutlu etmek, bilgelik yolunda ilerlemek ve arınmak adına ne kadar değiştiysem, Demir de o kadar değişti. Belki de bu yüzden 11 yıldır bir aradayız. Yani ikimizde aynı anda arınma hedefli bir yola çıktığımız için... İlişkimizi bu durum sağlamlaştırdı. Kadın-erkek olmanın çok ötesinde bir yerde, birlikte olabilmenin hazzını aldık. Ruhsal olarak buluşmanın keyfi, bize derin ve olağanüstü bir ilişki getirdi.

Evlilik desem...
- İlişki dediğiniz zaman illa ki evlilik akla gelmemeli. İnsanoğlu olarak her şeyle ilişkiliyiz. Şu an ben sizinle de ilişkiliyim. Bunu tanımlamak, ismini koymak tamam çok dünyalı bir mesele ama işin özü değil. Dokunduğun her şey seninle birlikte yaşıyor ve seni yansıtıyor. Bunu tanımlamak gerekmez.

Peki çocuk...
- 30-35 yaş arası hormonlarım feci şekilde "doğur, doğur" durumundaydı. Artık öyle bir şey yok. Şimdi acayip şekilde şefkat duygum gelişti. Ne oldu bilmiyorum ama bir çocuk gördüğüm zaman burnumun direği sızlıyor. Bu, ona sahip olmakla ilgili bir istek değil. O bebeğin masumluğuna, temizliğine aşığım. Duruşumla, çocuklara verebileceklerimle belki anne olmaya aday en doğru insan benim, ama bunu başka çocuklara verebilirim. Bu anlamda başka projelerim var. Bu yaşam felsefemi küçücük bebeciklere verebilecek bir yapı oluşturmak istiyorum. Okul açmak gibi. Ama bu okul, bütün dünyanın tersine olacak.

Hangi anlamda tersine?
- Yani bize öğretilen her şeyin tersine. Bize öğretilen her şey güzel olsaydı, şu an yaşadığımız daha barışçıl bir dünya olurdu. Kendimizi tanımamız gerek. Kendimizi tanımamız için sakinliğe ve meditasyona ihtiyacımız var. Ben doğa ile iç içe bir okul açmak istiyorum. Tıpkı bahçede eğitim veren eski Yunan okulları gibi... Çocuğun matematiği öğrenirken portakal ağacının da nasıl yetiştiğini öğrendiği bir okul olacak bu... Organik okul diyebiliriz. Dünyada buna benzer Krishnamurti okulları var. Krishanamurti, Osho gibi bilge birisi. Ciddi bir hayat felsefesi var. Bunun için bir vakfı var ve vakıf bu okulları açmış. Dediğim gibi bu okullarda normal eğitiminizi alıyorsunuz. Bununla birlikte size Çello çalmayı da öğretiyorlar, meditasyon yapmayı da... Bu okullarda huzur, sakinlik ve dinginlik var. Öğrenciler bir yarışın içinde olmuyor.

Eurovision’dan sonra müzikal anlamda pek bir şey yapmadınız. Yeni projeler var mı, onlardan söz eder misiniz?
- Türküleri yeni bir icat ile İngilizce seslendirdiğimiz albüm Ağustos ayında Amerika’da piyasaya çıkacak. Türkçe albüm bu eylül’de bitecek. Bir de geçtiğimiz eylül ayında "Otobiyografi" adında bir konser yapmıştım. Bu konseri bir DVD haline getirmek istedim. Bu amaçla yola çıktım. Ama çocukluk resmi ekleyelim, araya görüşler de girsin derken bu bir konser DVD’si olmaktan çıktı, kocaman bir hayat filmi haline geldi. Benim hayatımı anlatan bir film oldu ve adını yine "Otobiyografi" koyduk. Bitmek üzere. Genç kuşak bu filmi izlerken, bütün bu şaşaanın, ciddiye aldığımız bir sürü hedefin, içinde sevgi ve eğlence olmadığı takdirde hiçbir anlama gelmediğini anlayacaklar. Benim bir başka hayat felsefem de, bizi biz yapan unsurlarla dalga geçmek... Her türlü değişikliğe açık olmak gerek, her türlü değişikliği tada tada yaşamak gerek. Yaşlılığı da... Ben bunu anlatmaya çalıştım...

"Yaşlanmak" size ne ifade ediyor?
- Biliyor musunuz, yaşlanınca en çok şu kelimeyi söylüyorsunuz; "Ben böyleyim..." Bence yaşlılık bu demek. Yaşlılık kendine çok fazla sahip çıkmakla başlıyor. Oysa beğenilerin başta olmak üzere her şeyi değiştirebilirsin. Mesela ben bugün, adı Emine olan bambaşka bir kadın olabilirim. Şu an bu starlığı, kariyeri her şeyi bırakabilirim. Zaten ileride gördüğüm kadın, bu değil.

İlerideki kadın nasıl biri olacak?
- Afrika’da yaşayan bir kadın olacağım. Hani Discovery Chanel’da hayvanlarla uğraşan, ayağında postalları, şortu olan, doğayla bütünleşen, doğanın içinde yaşayan, doğayı inceleyen kadınlar var ya, işte o kadınlar gibi yaşayacağım. Çünkü ben öyle biriyim. Ve bunu yapacağım... Her şeyi bırakıp, gideceğim. Sanırım Ajda gibi devam etmem... Ama bu sözüm sakın yanlış anlaşılmasın. Ben şunu demek istiyorum, o yaşa kadar bu mesleği, öyle bir aşka devam ettirebileceğimi sanmıyorum. O kadar sarılmıyorum. Benim hayatımda tek bu iş yok yani. Hayat sadece şarkı söylemekten ibaret değil. Ben zeytin ağacını saatlerce seyretmeyi, kedimle burun buruna nefes almayı seviyorum. Bütün bunları yapamayacaksam ve kendimi sadece şarkı söylemeye hapsediyorsam, yapamam. Ben böyle yaşlanmayacağım.Mor ve Ötesi’nin trend yaratacak malzemeleri yokMor ve Ötesi, çok beğendiğim ve keyifle dinlediğim bir gruptur. Bu Eurovision’un bazı esintileri var. Orada da bazı trendler gelip geçiyor. Bu yılki trend ne bilmiyorum. Ama eğer Mor ve Ötesi bu trende takılabiliyorsa, gerçekten bir başarı elde edebilir. Trendi yaratacak bir malzemeleri var mı derseniz, o yok... Erovision çok abartı seviyor. Umarım Mor ve Ötesi çok ciddi bir şov sahneye koyar. Kliplerindeki maskeler sahneye çıkarlarsa şahane olur. Amaç birinci olmak mı, hayır. Oradaki amaç, ülkemizi iyi temsil etmektir. Mor ve Ötesi’ndeki çocukların hepsi çok iyi İngilizce konuşuyorlar. Ciddi bir dünya fikirleri ve dünya felsefeleri var. Birinci olmasalar da bizi orada çok iyi temsil edebilecekler.
(Röportaj: Sema Denker-HÜRRİYET)

Daha iyi dünya için

National Geographic Channel, Sezen Aksu’nun "Dansöz Dünya" adlı şarkısına bir klip çekti. Belgesel kanalı National Geographic Channel Türkiye, çevre sorunlarının doğal yaşamı ve insanlığı tehdit eder noktaya geldiğine dikkat çekmek amacıyla Sezen Aksu’nun "Dansöz Dünya" adlı şarkısına bir klip çekti. İzleyicileri daha sağlıklı bir dünya için çalışmaya davet eden klip, İtalya’da hazırlandı. Türkiye’nin yanı sıra İtalya’da da yayınlanan klip, National Geographic Channel Türkiye’nin internet sitesinden de izlenebiliyor.

Hepsi fanatik

Çocukların sevgilisi Hepsi grubu geçtiğimiz cumartesi günü Bostancı Gösteri Merkezi'nde bir konser verdi. Tam bir karnaval havasında geçen konserde grup playback yapmalarına rağmen izleyenlerin beğenisini kazandı. Dans ve sahne şovlarıyla bezenen konserde grubun hayranları Müslüm Gürses'in fanlarını aratmıyordu. Hınca hınç dolu olan merkezdeki seyircilerin alınlarına taktıkları "I love Hepsi" yazan bantlar büyük ilgi çekti.

Eskimeyen şarkılar

Ercan Saatçi'nin hazırlayıp sunduğu, "Mucize Nağmeler" programının konuğu Demet Sağıroğlu.
Ercan Saatçi'nin hazırlayıp sunduğu, "Mucize Nağmeler Türkçe Sözlü Hafif Batı Müziği" programının bu haftaki konukları Demet Sağıroğlu ile Şevket Uğurluer. Kral TV'de dört hafta önce yayınlanmaya başlayan programın bu cuma akşamı ekrana gelecek bölümünde yine eskinin sevilen şarkıları günümüz sanatçılarıyla buluşacak.

2 Mayıs 2008 Cuma

Radyo Mega'dan "70'lerden 2000'lere Türkçe Pop Partisi"

Radyo Mega'nın Studio Live Technic'te her ay gerçekleştirdiği ve büyük ilgi gören Türkçe Pop partileri devam ediyor. 3 Mayıs Cumartesi gecesi 21:30'da "70'lerden 2000'lere Türkçe Pop" partisiyle bir kez daha İstanbullularla buluşacak olan Radyo Mega, bu partide sürpriz hediyeler de dağıtacak. Ajda Pekkan'dan Sezen Aksu'ya, Cici Kızlar'dan Beyaz Kelebekler'e, Sertab Erener'den Tarkan'a geçmişten günümüze tüm zamanların hitleri ve yakın dönem nostaljisiyle keyifli bir gece geçirmek isteyenler, Dj Olcay Tanberken'in performansıyla 3 Mayıs gecesi Studio Live Technic'te biraraya geliyor.

http://www.biletix.com/event.htm?id=JSLC6

Reklam yıldızı Sertab

Yeni kampanyası için Madonna, Shakira gibi starlarla çalışan Elidor, Türkiye'de Sertab Erener'i seçti. Yeni kampanyasının yurt dışı ayağında Madonna, Shakira gibi starlarla çalışan Elidor, Türkiye'de ise yeni yüzü olarak Sertab Erener'i seçti. Bu kampanya için kendini İngiliz Andrew Barton’un ellerine bırakan ve çekim öncesi neredeyse baştan yaratılan Erener, önceki gün OTTO Santral'de, Elidor'un 1990 yılı yüzü olan Jülide Ateş'in sunumuyla gerçekleşen basın toplantısına katıldı. Toplantıda, Sezen Aksu'nun bu proje için bestelediği şarkı da dinletildi.

Mor ve Ötesi'ne uğurlama konseri

Mor ve Ötesi'ni Eurovision'a uğurlama konseri, yarın akşam Garajistanbul'da düzenleniyor.
5-11 Mayıs tarihleri arasında Eurovision 2008 promosyon turnesi kapsamında Gürcistan, Ukrayna ve Azerbaycan'ı ziyaret edecek, 12 Mayıs'ta da Eurovision yolculuğuna çıkacak olan Mor ve Ötesi, yarışma öncesi son konserini yarın veriyor. Konser, Garajistanbul'da Rock 'N Dark Express'in final gecesinde gerçekleşecek.

Kamuran Akkor tiyatroda oynayacak

Carrefour Sa Maltepe Park Alışveriş Merkezi'nde her hafta salı günleri gerçekleşen 'Park Sohbetleri' imza ve sohbet günlerinin bu haftaki konuğu, Türk sanat müziği sanatçısı Kamuran Akkor oldu. Akkor, sohbet boyunca hem hafızalardan silinmeyen şarkılarını söyledi hem de alışveriş merkezi ziyaretçilerinin sorularını yanıtladı. Dinleyiciler, sahnede şarkı söylerken Akkor'u gül yağmuruna tuttu.

KOROMA SİZ DE GELİN
Ünlü sanatçı, şu sıralar güzel şarkı söylemeyi öğrenmek isteyen amatörlere ders verdiğini söyledi. Akkor sözlerine "Zamanında çok çalıştım ve albümlerim çok güzel satışlar elde etti, ödüller aldım. Şimdi ise sıra birikimlerimi başkalarıyla paylaşmaya geldi. Kurduğum koroda şarkı söylemek isteyenlere dersler veriyoruz, siz de gelin" diye devam etti.


TİYATRO YAPACAK
Başarılı sanatçı, kendisi gibi şarkıcı olan ablası Gönül Akkor'a olan sevgisini de anlattı: "Allah ablam Gönül Akkor'a bol sağlık, sıhhat ve uzun ömürler versin. Ben müzikal yolculuğumda hep onu izledim. O her zaman benim idolüm olmuştur. Bu yüzden çok şanslı hissediyorum kendimi." Akkor, eşi milli baterist Vasfi Uçaroğlu'nun da özel hayatında da iş hayatında da en büyük destekçisi olduğunu belirtti. Müzikal hayatı boyunca amaçladığı her şeyi yaptığını söyleyen ünlü sanatçı içinde kalan tek ukdeyi ise şöyle anlattı: "İçimde sürekli ukde kalan tiyatro oyunculuğunu yapamadım. Rol aldığım filmlerle bunu sindirmeye çalıştım ama olmadı. Şu sıralar bir projemiz var; bir tiyatroda rol alacak olmak beni çok mutlu ediyor. Böylelikle bütün hayallerim gerçekleşmiş olacak."


Türk müziğine yıllarını veren Kamuran Akkor, yeni dönemde müzik adına yapılan işler hakkındaki görüşlerini de belirtti: "Eskiden teknoloji bu kadar gelişmemişti. Şimdi teknoloji ile birlikte birçok gelişme oldu. Müzik adına çok güzel işler yapan genç isimler var ama onlara ne yazık ki fırsat verilmiyor. Böylelikle kalıcı isimler de çıkmıyor."

Taş Bebek Gönül'le yıllar sonra yeniden

Sesi ve yorumu ile Türk Müziği'ne adını altın harflerle yazdıran Gönül Yazar'ın 70'li yılların sonunda seslendirdiği 'Taş Bebek' albümü yeniden piyasada. Elenor Müzik tarafından orijinal kaydıyla hazırlanan albümde Yazar, 'Kıskanırım Seni Ben', "Hayat Harcadın Beni', 'Dertlerimi Zincir Yaptım' gibi o dönem seslendirilen ama bugün de klasikler arasına giren şarkıları yorumlamış.

Emekler hep boşa gidiyor

Ünlü şarkıcı Sinan Özen, müzik sektöründeki krizden yana dertli. Önceki gün bir mekan açılışına katılan Özen, "Bundan sonra albüm çıkarmayacağım" diyerek, piyasanın içinde bulunduğu duruma şöyle tepki gösterdi: Kazanç yok "Benim yeni albümüm çıkalı beş ay oldu. Bu kadar zamanda internet üzerinden tam bir milyon kez indirildi. O kadar para harcıyoruz, hepsi boşa gidiyor. Kazanamıyoruz, bu yüzden de albüm çıkarmama kararı aldım."

Aydilge şarkısını hayır için söylüyor

Hem edebiyat, hem de müzik dünyasında iddialı bir isim olan Aydilge, tüketim toplumunu eleştirdiği kitapları 'Bulimia Sokağı' (2002) ve 'Altın Aşk Vuruşu' (2004) ile albümü 'Küçük Şarkı Evreni'nden (2006) sonra Greenpeace'in görüntü desteğiyle yaptığı 'Dünyanın Kalbi Durmasın' adlı klibiyle kendiden söz ettiriyor. Çevre konusunda son derece duyarlı olan genç rockçı Aydilge, Vizyon dergisinin sorularını yanıtladı.

SAVAŞ KARŞITI SÖZLER VAR*

'Dünyanın Kalbi Durmasın' adlı şarkınızın klibi için Greenpeace, görüntü desteğinde bulundu. Bu proje nasıl gerçekleşti? Aslında bir-iki sene önce yaptığım bir parçaydı bu... Hem iklim kriziyle ilgili, hem de nükleer enerji ve savaş karşıtı sözler var. Bu parçayı bekletmemin nedeni şuydu; benim popüler kültürle hep bir kavgam olmuştur. Buradaki popülerleşme kaygısı da daha çok, çabuk tüketilme kaygısıydı. Dolayısıyla bu tarz bir şarkı yapılması acaba konuyu yüzeyselleştirir mi gibi bir endişem vardı. Şarkıyı yapmıştım ama saklıyordum. Ama sonra yaptığım işte bir çelişki olduğunu fark ettim. Hem insanlara bir şey söylemek istiyorum, hem de bunu sadece kendime saklıyorum. Saklamamın bir hata olduğunu düşündüm ve Greenpeace'le anlaştım.

* Bu single, CD olarak yayımlanmadı. İnternetten yasal olarak indirilebiliyor mu? Şarkı, www.parfil.com adresinde yayımlanıyor. Cep melodisi olarak ücret karşılığı indirilebiliyor. Geliri de Greenpeace'e gidiyor. Aslında bu şarkıyı indiren insanlar bireysel bir bağış yapmış oluyor. Bu benim için şu anlamda önemli... Sitenin genç bir kitlesi var ve gençler buraya eğlence amaçlı girip çıkıyor. Ama şimdi bu parçayı dinleyerek Greenpeace'in sitesine yönelebilirler.* Rockçıların çoğunun toplumsal konularda aktivist bir tavır aldığını görüyoruz. Sizin bu konudaki yaklaşımınız nedir? Benim romanlarımda da, albümümde de hep bir tüketim kültürü eleştirisi vardı. Bu klipte ilk defa bu mesajı bu kadar doğrudan verdim. Bu da beni biraz kaygılandırdı. Çünkü hiçbir şey yapmayıp, yapan insanları da eleştiren bir toplumda yaşıyoruz. Ama son noktada kararımı verdim. Bir programda, bir şarkıcı 'Kalbimde küresel ısınma yaptın, aşkından yandı tutuştu kalbim' diyen bir şarkı söyledi. İklim krizinin bu şekilde kullanılması beni çok rahatsız etti. Ve beklettiğim şarkıyı yayımlamaya karar verdim. Ben çok agresif bir şekilde olmasa da çeşitli etkinliklerde yer alıyorum zaten.


EDEBİYAT MÜZİKTEN MASUM

* Siz edebiyat dünyasında da varolan bir isimsiniz. Sizin için roman yayımlamak albüm çıkarmaktan daha mı kolay? Edebiyat camiası daha masum. En azından iyi bir şey yazdığınız zaman basılıyor. İlk romanım olan 'Bulimia Sokağı'nı yazdığım zaman kitabımı, Remzi Kitabevi'ne gidip binlerce dosyanın arasına bıraktım. Hiçbir ümidim yoktu ama bir ay sonra basmak istediklerini söylediler. İkinci kitabım 'Altın Aşk Vuruşu'nu Everest'e götürdüm, basıldı. Müzik piyasası ise daha zor. Özellikle yaptığım müzikle ilgilenecek, benim de çalışmak isteyeceğim plak şirketi çok az. EMI ile anlaşmam da tesadüf olmuştu.

Sahne rekoru kırdı!

Pop müziğin sevilen sesi Soner Arıca tam üç yıldır Boğaziçi Peysage Restaurant'ta sahne alıyor. "İlk defa aynı mekanda bu kadar uzun çalıştım, kendi kendimin rekorunu kırdım" diyen Arıca mayıs sonunda buradaki programını bitirecek. Geçen hafta sonu Arıca'yı dinleyenler arasında kredi kartına 10 taksit yaparak tanıtımlara çıkmak fikrini ortaya atan manken Çiğdem Savaş da vardı. Savaş'ın yanına gidip onunla şakalaşan ünlü sanatçı, "Yakında ben de sahneye çıkmak için kredi kartı ile taksit sistemine geçebilirim" dedi. Rol aldığı 'Çılgın Yenge' adlı tiyatro oyunu yüzünden albüm çıkışını erteleyen Arıca, mayıs ayında bir single, sonbaharda da yeni albüm ile sevenlerinin karşısına çıkmayı planlıyor.