sezen aksu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sezen aksu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ekim 2008 Perşembe

Düet kardeşliği

Son birkaç yıldır albüm çıkartan sanatçıların çoğu, albümlerinde mutlaka bir düet şarkıya da yer veriyor. Örneğin son dönemde; Rafet El Roman'la, Almanya'daki bir konseri sırasında tanıştığı Yusuf Güney'in, 'Aşk-ı Virane' adlı şarkıya yaptıkları düet, en çok dinlenen şarkılar arasında yer alıyor. Deniz Seki de, son albümü 'Sahici'de, sevgilisi Hüsnü Şenlendirici ile birlikte söylediği 'Adaletsiz Seçim' adlı şarkı ile müzik listelerinin üst sıralarına doğru tırmanıyor.

Tarkan ön sırada
Geçmişte de birçok ünlü şarkıcı, birlikte şarkı söyleyerek birbirlerinin albümlerine destek vermiş ve bu şarkılar çok sevilmişti. Düetlerde en çok tercih edilen isimlerin başında Tarkan geliyor. Megastar en son, Doğa Derneği için ünlü arabesk sanatçısı Orhan Gencebay'ın bağlaması eşliğinde 'Uyan' adlı şarkıyı seslendirdi. Geçtiğimiz yıl kendi yazdığı 'Çakmak Çakmak' adlı şarkıyı Sibel Can'la birlikte okuyan Tarkan; Müzeyyen Senar, Nazan Öncel ve Kibariye'yle de düet yapmıştı. Düet kardeşliği listesinin ikinci sırasında Serdar Ortaç var. Son albümü 'Nefes'te; Hadise ile 'Düşman', Suat Aydoğan ile 'Sana Değmez', Sultana ile 'Ayrı Gitme' adlı şarkılara düet yapan Ortaç, geçmiş yıllarda Bengü ve Ebru Gündeş'le birlikte şarkı okumuştu.

Aşk söylentisi çıktı
Türk pop müziğinin güçlü seslerinden Sezen Aksu da, yeni nesil şarkıcılara, düet yaparak destek veriyor. Aksu, Teoman'la 'Paramparça', ünlü rapçi Ceza'yla 'Gelsin' gibi şarkılara eşlik etti. Aksu, arabeskin usta ismi Müslüm Gürses'le de, Gürses'in bir albümündeki 'Sebahat Abla' adlı şarkıyı birlikte söylemişti. Yakışıklı şarkıcı Mustafa Sandal da, 2003 yılında çıkardığı maxi single albümünde Yunan şarkıcı Natalia ile yaptığı düetlerle dikkat çekmişti. Hatta ikilinin adı o dönemde aşk dedikodularına karışmış, ancak ikili bu iddiaları yalanlamıştı.

İşte düet kardeşliği yapan sanatçılardan bazıları:
* Yıldız Tilbe&Rober Hatemo: Ummadığın Anda
* Manga&Göksel: Dursun Zaman
* Gripin&Emre Aydın: Sensiz İstanbul'a Düşmanım
* Kutsi&Petek Dinçöz: Doğum Günü
* Şevval Sam&Kazım Koyuncu: Ben Seni Sevdiğimi
* Hüner Coşkuner&Erol Büyükburç: Sevemem
* Çelik&Ebru Gündeş: Sen Yoluna
* Orhan Gencebay&Sibel Can: Hayat Devam Ediyor
* Anna Vasi&Hülya Avşar: Sevdim
* Gökhan Özen&Sibel Can: Kim Usanır
* Funda Arar&Kıraç: Kuşun Kanadında
* Burcu Güneş&Hakan Aysev: Sağanak
* Kargo&Şebnem Ferah: Kalamış Parkı

8 Ekim 2008 Çarşamba

Bizim şarkımızı Ajda okuyacak

Zeynep Tunuslu, 1993'te kaybettiği eşi Uzay Heparı için "Uzay Eternal" adlı bir albüm hazırladığını söyledi. Müge Dağıstanlı ve Gülşen Yüksel'in sunduğu "Orada Neler Oluyor" programına katılan Zeynep Tunuslu, 1993'te trafik kazasında kaybettiği müzisyen eşi Uzay Heparı için "Uzay Eternal" adlı bir albüm hazırladığını söyledi. Sezen Aksu, Nil Karaibrahimgil, Ceza, Teoman, Funda Arar ve Sertab Erener'in olduğu albümde, 14 yaşındaki oğulları Kanat'ın da bestesi olduğunu söyleyen Tunuslu, "Şarkının sözlerini de ben yazdım. 'İstersen Uzanabilirsin' adındaki bu şarkıyı Ajda Pekkan okuyacak" dedi.

6 Ekim 2008 Pazartesi

Pop yeni starlar çıkaramıyor

2000 yılından bu yana gençliği sırtlayıp götüren bir pop müzik sanatçısı çıkmadı Türkiye'de. Ajda Pekkan, Sezen Aksu, Nilüfer hatta Erol Evgin hâlâ sahnede ve sanki eskiler olmasa popüler müzik olmayacak gibi...Sabah Pazar'dan Murat Meriç'in yazısı:

Bit pazarları yakın dönemde yeniden canlandı, nurlandı. Popüler müzik alanında eskiye epey bir rağbet olduğunu söylemek yanlış olmaz. 2000'li yılların başında eski şarkılar ortalığı kaplamıştı ve o zaman bunu, yeni bestecilerin çıkmamasına bağlamıştık. Herkes işin kolayına kaçıyordu: Eskilerden (tercihen Hababam Sınıfı serisinin müsamere sahnelerinde kullanılmış) bir şarkıyı albüme koyup, gerisini ıvır-zıvırla dolduruyorlar ve ne hikmetse kötü icra ve yoruma rağmen satıyorlardı. Henüz internet her yeri kaplamamış, bilgisayar kullanımı gelişmemiş, 'şarkı indirme' denen kavram memlekete girmemişti. Derken MP3 denen şeyle tanıştık ve bunun internette kolaylıkla bulunabildiğine şahit olduk. Bununla birlikte popüler şarkıların albümü sattırma devri sona erdi, iş maharete kaldı. Bu arada eski şarkıları dillerine dolayanlar birbiri ardına yok oldu. En basitinden, bir dönemin 'nostalji kraliçesi' Muazzez Ersoy'un adını artık zikreden var mı? Ya da Atilla Taş'ı hatırlayan?

AJDA VE AYNEN ÖYLE
İş maharete kaldı dedik ya, bu, piyasanın lokomotifliğini eski şarkıcıların üstlendiği manasına geliyor biraz da. Son dönemde çıkan, satan albümlere baktığımızda, yıllardır baştacı ettiğimiz şarkıcılarınkini üst sıralarda görüyoruz. Süperstar Ajda Pekkan'ın Aynen Öyle'si, sanatçının en parlak albümü değilken ve daha çıkalı çok olmamasına rağmen geçtiğimiz yazın albümü oldu. Aynen Öyle, bir önceki albümden iyiydi ama onu eski albümleriyle hatırlayan, dillere dolanmış şarkılarını bilenler için bir teselli mahiyetinde yalnızca. Yoksa, Pekkan diskografisinin vasat albümlerinden. Yine de bu yoklukta parladı ve 1 numaraya oturdu.

SEZEN AKSU, KONSER ŞAMPİYONU
Sezen Aksu'nun yaz başında çıkan Deniz Yıldızı albümüyse fazlasıyla sakindi. Dillere düşen bir şarkının olmaması albümün fenalığından değil, başta da söylediğimiz sakinliğinden, hatta kişiselliğinden. İnsanlar toplu halde şarkıları terennüm etmek yerine bu albümü evde yalnız başlarına dinlemeyi tercih etti. Yine de Sezen Aksu, açık ara bu yılın konser şampiyonu oldu. Verdiği bütün konserler hıncahınç doldu. Albümü çok satan, şarkıları dillere düşen Ajda Pekkan ise konserlerinde önde biriken, 'fan' kitlesi dışında büyük kalabalıklar göremedi. Nükhet Duru ve Nilüfer, bu yıl içerisinde birer single çıkarttı, adlarından böyle söz ettirdi. Eski şarkıları hatırına konserleri ilgi gördü. Yazın sürpriz ismi ise son dakikada çıkarttığı Sahici albümüyle Deniz Seki oldu -ki onun da yeni bir şarkıcı olduğunu söyleyemeyiz. Betül Demir, Bengü, (eski dönemleri hatırlatırcasına Ferdi Tayfur'un Yıldızlar da Kayar şarkısıyla adından söz ettiren) Tan, geçen yazın 'yeni' isimleri ama bunlar popun bir yenileşme içerisinde olduğunu kanıtlayacak güçlü isimler değil. Zaten öyle bir durum da yok ortada. Bas Gaza ile adından söz ettiren İsmail YK, daha ziyade Alamancı'ların desteğiyle kendine büyük bir kitle yarattı ama onu da pop sınırında değerlendirmek abes. Evet, popüler ama anladığımız anlamda pop olup olmadığı şüpheli. Kıraç ve Funda Arar, birbirlerine destek verdiler, popülerliklerini dizilerde seslendirdikleri şarkılarla sağlamlaştırdılar ama onlar da yeni değil. Zeynep Casalini ve Müfide İnselel ise yaptıkları onca başarılı işe rağmen büyük kitlelere ulaşamayan iki iyi isim. Ancak Mirkelam, Göksel, Nil Karaibrahimgil gibi nevi şahsına münhasırlar arasında anabiliriz onları.

HİÇBİRİ YENİ DEĞİL
Hande Yener, '90'lı yılların başında ortalığı kasıp kavuran Yonca Evcimik'in yerini aldı, işi çok daha ileriye götürdü. Artık ayakları yere sağlam basan, ne yapacağı merakla beklenen bir star. Tarkan, Metamorfoz'la beklentileri boşa çıkarttı belki ama hâlâ memleketin en büyük pop şarkıcısı. Kenan Doğulu, Mustafa Sandal ve Serdar Ortaç, onu takip eden isimler. Rafet El Roman'ı da bu yılın en çok satan albümlerinden birine imza attığı için bu isimlerin arasına eklemekte fayda var. Emre Altuğ ve Gökhan Özen ise, bir kuşak geride olmalarına rağmen bu ekibe dahil oldular. Dikkat ederseniz, saydıklarımızın hiçbiri 'yeni' değil. Dolayısıyla gençliği sırtlayıp götüren yeni birilerinin olduğunu söyleyemiyoruz. Nice ümitlerle ve büyük kampanyalarla piyasaya sürülen Murat Boz kof çıktı. Belki Keremcem'den söz edebiliriz ama o bile 'eskiler' arasına girdi.

SEBEP NEDİR?
Peki 'eskiler'in ortalığı canlı tutmasının, yenilere pabuç bırakmamasının nedeni ne? Bunu piyasa koşullarında, yapımcıların olaya bakışında da arayabiliriz elbette ama iğneyi onlara batırırken çuvaldızı kendimize döndürmekte fayda var. İnternetin cep telefonlarından bile ulaşılabilir bir mecra haline gelmesi ve istediğimiz şarkıyı anında bulabiliyor olmamız, biz alıcıları bir tembelliğe sevk etti. Albüm alanların sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Pek çok albüm sadece CD olarak basılıyor, kaset giderek unutuluyor. İnsanlar önce internet aracılığıyla meşhur oluyor, sonrasında albümünü çıkartıyor ama Evlerinin Önü Boyalı Direk'le adlarından söz ettiren Öykü-Berk ikilisi dışında bu işin kaymağını yiyen de pek yok. Daha da önemli bir sebep, artık çarpıcı şarkı yapılamaması. Çıktığı anda dillere düşen bir şarkı yok. Arada sivrilenler de iki ay içerisinde unutuluyor. Yazın ortaya çıkan, yazlık şarkılar yapan Ayşe Hatun Önal, Demet Akalın, Asuman Krause, Yıldız Kaplan gibi isimler bu söylediklerimizin ispatı. Bu isimlerin yolunu açan Petek Dinçöz ise artık 'eskiler' kategorisinde.

KALANLAR DA OLMASA HALİMİZ HARAP
Yakın zamanda yapımcıların yüzünü güldüren tek albüm ENBE Orkestrası'nın Ferhat Göçer, Ajda Pekkan, Sultana gibi isimlerle takviye ettiği albümü ama onu da sırtlayıp götüren tek bir şarkı (Kalp Kalbe Karşı). Alaturka neredeyse bitti, arabeski hâlâ eskiler sırtlıyor; Kibariye, Müslüm Gürses gibi isimler yorumculuklarıyla, Özcan Deniz, Emrah gibilerse değişimleriyle adından söz ettiriyor. Gülben Ergen, BKM desteğiyle yükseldi. Hülya Avşar ise şarkıcılığı neredeyse tümden bırakarak televizyonculuğa başladı. Geçtiğimiz yılın bütün kulvarlarda en çok satan albümüyse Shantel'in Disko Partizani'si! Bit pazarından söz ettik yazının başında; Odeon'un arşivini açması, eski şirketlerden Yavuz ve Türküola'nın kataloglarında yer alan albümleri birbiri ardına piyasaya sürmesi, Ossi gibi arşive yatırım yapan şirketlerin kurulması piyasanın sıkıntısından. Bir dönem, bütün eskiler birbiri ardına 'best of' çıkarıp, geri dönmeye kalkmışlardı. Kalan kaldı, diğerleriyse çoktan tarihe gömüldü. Bu kalanlar da olmasa halimiz sahiden harap.

KIRIKA, PİNHANI, HEPSİDurum elbette bu kadar vahim değil. Kırıka gibi bizi heyecanlandıran işler, Pinhani gibi memleket müziğinin yüzünü ağartan gruplar ve Yasemin Mori gibi sahiden çok iyi yeniler piyasaya çıkıyor. Ancak bunlar da bir avuç iyi dinleyiciye hitap ettiğinden, pop camiasında anılmaları abes kaçıyor. Yine de önümüzdeki yılların müziğini şekillendirecek isimler bunlar ve onları desteklememiz şart. Bütün bunlardan söz etmişken (farklı bir kulvarda olmasına rağmen) Hepsi grubunu unutmayalım elbette. Mete Özgencil'in bir projesi olarak ortaya çıkan dört şeker kız, çoktan taklitlerini yaratan bir grup haline geldi ve galiba son dönemde çıkmış tek iyi yeni proje bu. Üçüncü albümlerinde '90'ların hitlerini yorumlamayı tercih ettiler ama Birkiüç, MP3, 4 Yüz gibi grupların da önünü açtılar. Memleket popunun yenilenmeye ihtiyacı var mı bilmiyoruz ama dışardan baktığımızda bu arenanın da siyaset arenası gibi eskilerin elinde olduğunu dehşetle fark ediyoruz. Ajda Pekkan, Sezen Aksu, Nilüfer hatta Erol Evgin hâlâ sahnede, yanlarında yetişen Sertab Erener, Aşkın Nur Yengi, Levent Yüksel gibiler onların yanında, Mirkelam'dan Nil Karaibrahimgil'e uzanan bir ekip de bir adım geriden onları takip ediyor. Neyse ki Yasemin Mori gibi gümbür gümbür gelerek yerlerini şimdiden sağlamlaştıranlar var. Yine de, 2000'li yıllar biterken milenyumdan bu yana çıkmış yeni bir isim olmadığını görüp hayıflanmak mı gerek, yoksa "İyi ki bunlar var," demek mi; bunu zaman gösterecek...

17 Eylül 2008 Çarşamba

Sezen Aksu'nun arşivi tamamlanıyor

Sezen Aksu'nun eski tarihli albümlerinin yeniden yayınlandığı 'Sezen Aksu Kaybolmayan Yıllar Arşiv Serisi'ne 'Düğün&Cenaze' ve 'Düş Bahçeleri' albümleri de katıldı. 'Düş Bahçeleri'nin 1996, 'Düğün ve Cenaze'nin de 1997 yıllarında yayınlandığındaki orijinal kayıtları korunarak yeniden satışa sunuldu. Bu albümler seri kapsamındaki diğer albümler gibi içlerinde yer alan bilgi kitapçığı ile de tam bir arşiv niteliği taşıyor.

25 Ağustos 2008 Pazartesi

Minik Serçe seneye Madonna olacak

Pop müziğinin divası Madonna, Türk popunun ünlü ismi Sezen Aksu’ya ilham verdi. Önceki akşam İstanbul’daki Turkcell Kuruçeşme Arena’da sahne alan Minik Serçe gelecek yıl tarzını değiştereceğini söyledi. Aksu, geçtiğimiz günlerde 50’inci yaş gününü kutlayan, kendisinden dört yaş küçük Madonna gibi sutyen takıp sahne alacağını duyurdu.

21 Ağustos 2008 Perşembe

Sezen'in Canosu sıcak kurbanı

Sezen Aksu 'Cano'sunu kaybetti! Cano'nun aşırı sıcaklar nedeniyle kalp yetmezliğinden ani ölümü sonrası yıkılan Aksu'yu, yakınları teselli etmeye çalışıyor. Ünlü sanatçının hiç yanından ayırmadığı, konserlerinde sahneye bile çıkardığı Golden Retriever cinsi köpeğini önceki gün gözyaşları içinde Kanlıca'da bir yere gömdüğü söyleniyor. Bu arada Cem Yılmaz'ın köpeği İnu'nun da Cano gibi sıcaktan öldüğü ortaya çıktı.

İNU'YU ASSOS'A GÖTÜRÜYORDU
Cem Yılmaz, üç yıl önce Assos'a giderken İnu'yu cipinin kafesli bölümüne koymuş. Yolda hiç mola vermeyen Yılmaz, Assos'a geldiğinde 4 yaşındaki İngiliz Bulldog'u köpeğinin ölüsüyle karşılaşmış. Şovmen Beyaz da Cano'nun ölümü sonrası köpeği Kızım'ı arabada taşırken dikkatli olacağını söyledi.

8 Ağustos 2008 Cuma

Tarkan'la göbek atmayı çok isterim


İki yıl önce Harbiye Açıkhava Tiyatrosu'nda Ferhat Göçer'le, Aşık Veysel'in 'Uzun İnce Bir Yoldayım' şarkısını seslendiren İtalyan tenor Allessandro Safina, geçtiğimiz sene Turkcell Kuruçeme Arena'da Sezen Aksu'yla birlikte 'Bile Bile' adlı şarkıya düet yapmıştı. Safina, bugün de Turkcell Kuruçeşme Arena'da Sertab Erener'le birlikte düet yapacak. Konser öncesi oldukça neşeli olduğu gözlenen İtalyan tenor Türkiye'de daha önceki yaşadığı sahne deneyimlerini anlattı:

* İstanbul'a dördüncü kez geliyorsunuz. Burada olmak nasıl bir duygu? Daha önce Ferhat Göçer ve Sezen Aksu ile konser vermek için gelmiştim. Burada olmak benim için çok onur verici...

* Sertab Erener'le düet yapacaksınız. Kendisini tanıyor musunuz? Sertab Erener'i Eurovision'dan tanıyorum. Şahsi olarak kendisiyle tanışmıyorum.

* Heyecanlı mısınız? Nasıl bir konser olacak? Türkçe şarkı söyleyecek misiniz? Birlikte 4-5 şarkı söyleyeceğiz. Sürprizi kaçmasın diye daha fazla detay vermek istemiyorum. Yeni bir partnerle şarkı söyleyeceğim için çok heyecanlıyım.

* İstanbul deyince aklınıza ne geliyor? Boğaz ve büyüleyici bir manzara...

* Siz dünyanın pek çok yerinde konserler verdiniz. Kuruçeşme Arena'da Boğaz'a karşı konser vermek nasıl bir duygu? Sezen Aksu'yla verdiğimiz konseri de orada yapmıştık. Güzel bir deneyimdi. Yine aynı yerde Boğaz'a karşı konser verecek olmak benim için çok etkileyici. Ancak ben tenor olduğum için akustik anlamda Harbiye Açıkhava daha büyüleyici...

* İstanbul'daki hayranlarınızı nasıl buluyorsunuz? Dürüst olmak gerekirse diğer ülkelerde de unutulmaz deneyimlerim oldu ama Türk insanı çok sıcak ve misafirperver. İlk konserimi Harbiye Açıkhava'da vermiştim ve mükemmeldiler, çok etkilenmiştim.

* Tekrar İstanbul'a gelecek misiniz, kiminle düet yapmak istersiniz? Evet, gelmeyi düşünüyorum. Ama ben zaten Sezen Aksu, Ferhat Göçer gibi isimlerle düet yaptım. En büyük hayalimdi Sezen Aksu'yla şarkı söylemek... Bu sene de Sertab Erener'le güzel bir konserimiz olacak. Artık yeter... Ancak, Tarkan'la karşılıklı göbek atmak isterdim... (gülüyor)

6 Temmuz 2008 Pazar

Minik Serçe yerlere yattı

Türk pop müziğinin 'Minik Serçe'si Sezen Aksu, Zonguldak'ta verdiği konserde müzikseverleri coşturdu. Eregli İlçesi'nde düzenlenen Uluslararası Sevgi, Barış, Dostluk , Kültür ve Sanat Festivali kapsamında sahne alan Aksu, konserin sonunda vokalistiyle birlikte ilginç bir gösteri yaptı. Zaman zaman yerlere yatıp yuvarlanan Aksu, müzikseverlerden bol bol alkış aldı.

20 Haziran 2008 Cuma

Onno Tunç çaldı, Sezen söyledi!

Sezen Aksu üç yıl aradan sonra 24 Haziran'da piyasaya çıkacak 'Deniz Yıldızı' adlı albümünde ilk kez oğlu Mithatcan'la çalıştı. 'Deniz Yıldızı'nın en büyük sürprizi ise merhum müzisyen Onno Tunç'un kendi çaldığı piyano kayıtlarının yer alması oldu! Arşiv kayıtlarında Onno Tunç'un piyano sesini duyunca çok etkilenen Sezen Aksu, şarkıları gözyaşları içinde yorumladı. Onno Tunç'un kızı Ayda Tunç da yıllar sonra kemanıyla babasının müziğine eşlik etti. Aksu; 'Deniz Yıldızı'nda yer alan besteleri, "Duygusal ve fiziksel olarak yoğun bir dönemin içinden çıkmış yoğun şarkılar" olarak tanımladı.

TÜRKER'DEN İKİ ŞARKI
'Minik Serçe', kendi sözleri dışında Yıldırım Türker'in yazdığı 'Kırık Vals' ve 'Sor Beni' adlı şarkıları da seslendirdi. Arto Tunçboyacıyan'ın prodüktörlüğünü yaptığı albümde Sezen Aksu'ya Armenian Navy Band eşlik etti.

MİNİK BİR KÖY KURDU
Kanlıca'da oturan Sezen Aksu, birlikte calıştığı tüm müzisyenlere aynı mahallede ev kiralattığını belirterek, şunları anlattı: "Ben derin uyuyamam. Kedi ve köpek gibi kısa kısa uykularım vardır. O yüzden ne zaman çalışacağım hiç belli olmaz. En verimli olduğum zaman dilimi sabahın erken saatleridir. O yüzden stüdyo çalışmalarım için müzisyenlerin hep yanımda olmasını istiyorum.

13 Haziran 2008 Cuma

İzmir'in Kızları için baba izni

Hürriyet yazarı Onur Baştürk, Sezen Aksu'nun iki hafta sonra çıkaracağı "Deniz Yıldızı" adlı albümünü dinleyerek köşesine taşıdı.

Onno Tunç bestesi de var
Sezen Aksu'nun Kanlıca'daki evinde şu sıralar aynı şarkılar çalınıp duruyor kulaklara. Ama bu şarkıları Aksu'nun ekibi ve yakın dostlarından başka henüz hiç kimse bilmiyor. Çünkü tamamı, Sezen Aksu'nun iki hafta sonra çıkaracağı yeni albümünden! Bunlar arasında bir de enstrümantal parça var. Bu kısa bestenin yaratıcısı Onno Tunç. Kızı Ayda Tunç da ona kemanla eşlik ettiği için esere "On:Ay" adı verilmiş.

Genç kızlığını anlatan şarkı
Derken "İzmir'in Kızları" çalmaya başlıyor. "İzmir'in Kızları"nda genç kızlığını ve annesiyle babasının birbirlerini gördüğü ilk anı anlatmış Aksu. Ve bu şarkıyı yazdıktan sonra da hemen babasını aramış, "Babacım böyle bir şarkı yazdım, izniniz olur mu?" diye. Babası "Elbette Sezen'cim" demiş kibarca. İzni koparmış yani Sezen Aksu... Ve eser albüm repertuvarına alınmış böylece..

8 Haziran 2008 Pazar

"Allah'ım lütfen 1 saat sonra yağdır"

Sezen Aksu, Esenkent'teki konseri sırasında yağmur başlayınca Allah'a yalvardı. Şık kıyafeti kısacık sarı saçlarıyla dikkat çeken Aksu, konserine "Eskidendi o" parçasıyla başladı. Konserin ortasında başlayan yağmur dinleyicileri durdurmadı. Aksu, konsere ara vermeden devam etti. Aniden bastıran yağmur karşısında "Allahım lütfen bir saat sonra yağdır" diyen Aksu'nun yakarışlarına rağmen yağmur dinmedi. Aksu, dinleyicilere "Çok ıslanıyorsunuz, hadi evinize gidin" dediyse de konser büyük bir coşkuyla izlenmeye devam edildi.

29 Mayıs 2008 Perşembe

Yaz boyunca konser konser gezecek

Sezen Aksu, "Bu sene durmak yok. Çok konser vererek sevenlerimle buluşacağım" dedi ve hemen harekete geçti. 5 Haziran'da 'Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı' yararına sahneye çıkacak olan 'Minik Serçe', Notre Dame de Sion Lisesi'ndeki piyano resilatinde iki şarkı seslendirecek. Ünlü sanatçı, 6 Haziran'da ise 'Bahçeşehir Performans' etkinliklerinin açılışını yapacak.

BEYLİKDÜZÜ'NDE SÖYLEYECEK
Aksu, 1 Temmuz'da ise Beylikdüzü'nde halk konseri verecek. Beylikdüzü Belediyesi '4. Yeşil Vadi Kültür ve Sanat Festivali' kapsamında, sahneye çıkacak olan Sezen Aksu "Şarkı söylemek lazım ve ben bu yazı sevenlerime şarkı söyleyerek geçireceğim" diyor. 'Minik Serçe'nin 1 Temmuz'daki konseri ücretsiz olarak izlenecek.

13 Mayıs 2008 Salı

Minik Serçe sahneyi bırakıyor mu?

Umarız ki hayır! Önceki gün Bostancı Gösteri Merkezi'nde konser veren Sezen Aksu bilinen şarkılarının yanı sıra yeni çıkacak albümünden de beş tane şarkısını görücüye çıkardı. Dinleyicilerinin alkış yağmuru karşısında duygulu anlar yaşayan Aksu, sahnede bel ağrıları çektiğini ve bu yüzden bu yıl sahneyi bırakmayı planladığını söyledi. Aksu'nun yeni albümü önümüzdeki günlerde satışa çıkacak.

5 Mayıs 2008 Pazartesi

Daha iyi dünya için

National Geographic Channel, Sezen Aksu’nun "Dansöz Dünya" adlı şarkısına bir klip çekti. Belgesel kanalı National Geographic Channel Türkiye, çevre sorunlarının doğal yaşamı ve insanlığı tehdit eder noktaya geldiğine dikkat çekmek amacıyla Sezen Aksu’nun "Dansöz Dünya" adlı şarkısına bir klip çekti. İzleyicileri daha sağlıklı bir dünya için çalışmaya davet eden klip, İtalya’da hazırlandı. Türkiye’nin yanı sıra İtalya’da da yayınlanan klip, National Geographic Channel Türkiye’nin internet sitesinden de izlenebiliyor.

29 Nisan 2008 Salı

Sezen’in yeni albümü sanki bir şarkılı belgesel

Can Dündar, bu Pazar Milliyet'te yayınlanan yazısında Sezen Aksu'dan aldığı en taze haberleri ve dinlediği yeni albümünü anlatmış. Basına "Kökler" adıyla yansıyan albümün adının bu yazıda Deniz Yıldızı olarak geçmesi kafaları kurcalarken, Dündar'ın satır aralarına göz atıyoruz:

SEZEN AKSU haziranda yeni bir albümle geliyor: “Deniz Yıldızı”. İlk dinleyenlerden biri olma ayrıcalığını tattım. Sezen yeni doğmuş yeğenini, Hrant Dink’i, Onno Tunç’u, İzmir’in kızlarını anlatıyor şarkılarda. Türkiye gibi; az güldüren, çokça hüzünlendiren bir albüm. Fikrimi soruyor, “Şarkılara dökülmüş bir belgesel olmuş” diyorum.
Sezen Aksu’yla 23 Nisan gecesi NTV’de UNICEF’in “Anaokulu Ekliyoruz” kampanyası için iki saat canlı yayın yaptık... O gün 1 milyon YTL toplandı; sevindik, gururlandık.
Şöhretini kâh yeni yeteneklerin kâh Cumartesi Anneleri’nin kâh Hasankeyf’in kâh Allianoi’nin hizmetine sunan “UNICEF küçükelçisi”ne bir kez daha şapka çıkardık.
Sekiz yıl süren ve onu hayli hırpalayan hastalığı gömmüş, eski sağlığına, neşesine kavuşmuştu.
Ev sohbeti tadındaki söyleşinin ardından, iki kat yukarı çıkana dek 20 ayrı kişi ve grupla fotoğraf çektirdi Sezen...
10 dakika içinde rica üzerine birinin şiirini okudu; birinin şarkısını dinledi, bir konser davetini kibarca geri çevirdi.
Bir sanatçı arkadaşının sevgilisine evlenme teklif ettiğini öğrendi; hemen kızı arayıp tebrik etti.
Sonra da inanılmaz bir enerjiyle, (aç karnına) gece yarısı soluğu stüdyoda aldı; yeni albümü için çalışmaya daldı.
Davet üzerine ben de ona eşlik ettim. Bu albüm için Amerika’dan gelen Arto Tunçboyacıyan’la ve günde 19 saat çalışarak en düzgün sesleri yakalamaya çalışan teknisyen dostlarıyla tanıştım. Haziranda çıkacak “Deniz Yıldızı” albümünün ilk dinleyicilerinden biri olmanın ayrıcalığını tattım.
Çok açık etmeden, albümden tüyolar vermeye çalışacağım.

Aşktan çok hüzne yakın
Ondan yürek sızlatan hisli aşk şarkıları bekleyenler biraz hayal kırıklığına uğrayacaklar. Albümün yürek sızlatacağı kesin ama melankoliden değil kederden...
Sezen Aksu’nun yeryüzünde ve ülkesinde yaşananlardan damıtıp ciğerinden söktüğü, gözlerindeki kan çanağıyla suladığı bir albüm bu...
Mısralarında birkaç yıldır yaşadığımız kavgaların sancısı, yitirdiğimiz canların sızısı, başımıza gelenlerin tortusu var.
Vicdana yazılmış mektuplar bunlar; popüler sanatın kayıtsızlığını, suskunluğunu yarıyorlar.

“Son İstanbul Beyi”
Sezen iki hafta önce doğan yeğenini, alışkın olmadığımız kadar kişisel, otobiyografi tadında, masum mısralarla selamlıyor; selamlarken kendi çocukluğuna, çocuğuna göndermeler yapıyor.
Sonra bebeğin müjdesinden, katledilen bir dostun matemine geçiyor, “Güvercin”le Hrant’ı anımsıyor; “Bir daha uçar mı güvercin” diye sorarak sanki yalnız ona değil, yitirdiğimiz vicdanımıza ağıt yakıyor.
Dönüyor; unutulmaz “Yol Arkadaşı”nı anıyor; “Son İstanbul Beyi” Onno’ya sitem ediyor:
“Ben sana küsüm aslında / senin haberin yok...”

“İzmir’in Kızları”
Türkiye gibi; az güldüren, çokça hüzünlendiren bir albüm bu...
Gerçi arada bir “tak tak tak” ritim tutan bir Roman şarkısında ya da “Menajer”de, o bildiğimiz, uçuk, işveli Sezen oluyor. Bu yaz Çeşme’yi sallayacak “İzmir’in Kızları”nda fayton ve topuk tıkırtıları arasında Kordon’da etek uçuşturuyor.
Ama sonra “Beşik”le yeniden içe kapanıyor.
“Buraya bu acıyı çekmeye geldik / Hazdan kendimizden geçmeye geldik / Hayat iksirinden içmeye geldik / Geldik, gidiyoruz.”

Bizi affet Mehmet!
Fikrimi soruyor:
“Şarkılara dökülmüş bir belgesel olmuş” diyorum.
Albüme sinen hüznün nedenini şöyle anlatıyor:
“İnsanın yaşadığı dünyada, ülkesinde olanlara kayıtsız, sessiz kalması mümkün değil. TV’den, gazetelerden, ülkenin bugününden ne biriktiyse albüme de yansıdı tabii: İnsanın insanla kavgası, savaş, kan, gözyaşı...
Zaman içinde insan kendi merkezine uzaklaştıkça başkalarının acılarına karşı daha hassaslaşıyor. Gençlikte acı, başkalarının acısı ama yaş aldıkça onlar senin acın olmaya başlıyor.”
“Mehmet” o birikimin ürünlerinden biri... Karmaşık bir siyasi soruna, insanın penceresinden bakan bir feryat:
“Mehmet daha çok küçüksün Mehmet / Bilmiyorsun tabii neden bu sonsuz nöbet / O kadar vaktin olmadı zaten / Ama sen ümit etmeye devam et.
Mehmet, küçücüksün Mehmet / İnsan soyu böyle en nihayet / Öteki desen beriki desen / Kendini de bizi de dünyayı da affet!”

Ümitvar
Yine de Mazhar gibi “Benim hâlâ ümidim var” diyor Sezen:
“Burası vicdanlı bir coğrafya... Hiç umulmadık anda, insanın ümitlerini yeşertiveriyor.”
Bütün bu yaşananların, yılların suskunluğunu yeni yeni delmekten, konuşulamayan tabuları nihayet deşebilmekten, yani değişmekten, demokratikleşmekten olduğuna inanıyor:
“Daha yeni konuşmaya başladığımızdan önce dövüşüyoruz doğal olarak ama bunun arkasından ortak bir sağduyunun devreye gireceğine inanıyorum ben... Çünkü çelişki çözülmek içindir; üzerine oturup beklenmez. Buna zaten hayat izin vermez. Hayatın kusursuz bir programı var. O program karşısında insanoğlu direnemez. Ben umudumu kaybetmeyeceğim.”

NE DEDİ?

“Şöhretim bir işe yarasın istiyorum”

Neden röportaj vermiyor?
“İnsan şarkıcı kimliğiyle röportaja oturduğu zaman düello gibi bir karşılaşma oluyor. Karşı taraf haber çıkarmak istiyor; benim tarafımda oturan da kendini koruyup kollamak istiyor. İki taraf da gizli bir zeka yarışına girişiyor. Düşündüm; ‘O enerjiyi şarkıya türküye ayırırsam daha hayırlı olur memleket için’ dedim.”

Annesiyle özel bir an
“Geçen sene annemlerin yanındaki odada kalıyorum. Annem ‘Gel Sezencim, yanıma uzan’ dedi. Böyle şeylere alışkın değilim ben... Yanına uzandım annemin; sarıldı bana... ‘Sen çocukken okula gittikten sonra ben hep arkandan öpüp koklardım. Bize öyle öğretmişlerdi. O zamanlar yeteri kadar öpüp okşamadığım için hep çok üzülüyorum’ dedi. Şimdi şapur şupur rötar kapatıyoruz.”

Ünlü olmak
“Günümüzün iletişim koşullarında ünlü olmaktan daha kolay bir şey yok; ille bir şey üretmen gerekmiyor. Hayata bir değer katmadan da öyle gerine gerine dolaşabilirsin ömür boyu... Ama ne için ünlü olduğun, hayata ne anlam katabildiğin önemli... Popüler olmam bir işe yarasın istiyorum.”

Gazetecilere karşı açtığı davalar
“Ben yalana kızıyorum. Yıllarca kendine, kimliğine, duruşuna özen gösteren bir insana birileri gelip kılıç sallarsa buna kayıtsız kalmamak gerekir. Bundan her insan rahatsız olur ama şöhretli biri olunca, ‘Gülü seven dikenine katlanır’, ‘Sen herkese aitsin’ diyorlar. Öyle bir şey yok. ‘Ünlü olmanın bir bedeli vardır’ lafını icat edeni bilmiyorum ama ben katiyen o adamla aynı fikirde değilim. Ne suç işledim de ömür boyu gözaltında olmak gibi bir bedel ödüyorum? Buna ikna olmadığım için, kendi tavrımı korumaya gayret ediyorum.”

Politika
“Politikaya insani bir yerden bakıyorum. Dört dörtlük uzlaşacağım bir politik görüş bulsam, oradan söylerim söyleyeceğimi ama dört dörtlük uzlaşma olmadan işbirliği yaparsan suç ortağı olursun. ‘Öyle bir vicdani yükü kaldıramam’ diye düşündüğüm için direkt bir politik duruş sergilemiyorum. Hissettiğim ne varsa şarkılarımda söylüyorum. Konuşma dili benim uzmanlık alanım değil; sınırlarımı geçerim, iyi bir şey söyleyeceğim derken yanlış bir şey söylerim. Halbuki şarkı, günahıyla sevabıyla arkasında duracağım kendi dilim... ‘Ben yazdım kardeşim’ diyeceğim gazetem benim...”

“Herkesi oyasım var” sözü nereden çıktı?
“Sabah TV’de kadın programlarını seyrediyordum.
O kadar acayipti ki... Kocasını öldürmüş bir kadın, hapishaneden çıkmış ağlaya ağlaya anlatıyor. Programı sunan da ‘Amaaan biraz da keyifli şeylerden bahsedelim’ diyor; çakkıdı çakkıdı oynuyor. Kendimi de, herkesi de boğmak istedim seyrederken... Hem kendime hem sisteme bir gönderme var orada; bir söylenme, homurdanma hali...”

“Şiirimi oku, şarkımı dinle” diyenler
“Evet, o yönde çok talep geliyor; kendimi öldürmek istiyorum bazen... Üstelik herkes kendini tek zannediyor, oysa bütün ülkeden geliyor. Elimden geldiği kadar tavsiyede bulunuyorum, ıvırıp kıvırıyorum; işte ‘Şu okula git, burada biraz öğren’ falan diyorum; ne diyeyim, ‘Karga gibisin sen söyleme’ denmiyor; çok zor bir şey o...”

ALBÜMDEN BİR ŞİİR

Tanrının gözyaşları

Bu korkunç kuraklık
Boynu bükük buğday başakları
Bu çorak toprak, bu susuzluk
Tanrının kuruyan gözyaşları

Bir büyük gözaltı hayatımız
Ölü çocuklar coğrafyasında
Kayıp destanı hikayemiz
Melekler anaların dilsiz yasında

Bebeler ergen doğuyor
Ninniler kahramanlık masalları
Yaşayan bu kanlı haritada
Taşırken iki büklüm onca yası

Bu korkunç bataklık
Yutuyor körpe tomurcukları
Dört kitap yazıyor
Eşittir tanrının çocukları...

Bir günü nasıl geçer?

“Ben 24 saat çalışıyorum aslında... Sabah saat 6’da balıkçı karıları gibi erkenden kalkıyorum. İki saat gazeteleri ilan sayfalarına kadar okuyorum. Babamı arıyorum. O saatte bir tek o ayakta oluyor. Memleketi kurtarıyoruz.
Öğlene kadar okuyup yazıyorum. Herkes bestelerimi gece yapıyorum sanır. Çünkü müzisyenler genellikle gece çalışır, akşama kadar uyurlar. Oysa benim en verimli olduğum saatler sabah saatleri... Saat 9,5’ta stüdyodayım; cadı gibi gidiyorum oraya, ‘Ben şarkı söylemeye geldim’ diye...
Albüm olmadığı zamanlar da boş duramıyorum. Başkalarının albümleriyle uğraşıyorum. O da yoksa çiçek ekiyorum, avize şapkası yapıyorum, koltukların yerini değiştiriyorum, ayakkabı ya da takı yapıyorum ve tabii yüzüyorum; düzenli spor yapıyorum.”


25 Nisan 2008 Cuma

Ülkenin durumundan şarkıların hepsi hüzünlü / Çakkıdı nasıl doğdu?

Sezen Aksu, hazıran ayında çıkaracağı 'Kök' adlı yeni albümünde neşeli besteler olmadığını söyledi: Ülkede yaşananlar nedeniyle şarkıların tamamı hüzünlü!.. UNICEF'in gönüllü üyesi Sezen Aksu, önceki gün okul öncesi eğitime destek vermek ve anaokulu yapımına katkı sağlamak amacıyla NTV'de bir programa konuk oldu. Her şeyin eğitime dayandığını ve genç kızların okutulması gerektiğini vurgulayan 'Minik Serçe', "Kaos ortamına rağmen ben her zaman umutluyum" dedi. Aksu, üç yıl aradan sonra çıkartacağı yeni albümüye ilgili de şunları söyledi: "Ülkede yaşanılan olaylardan dolayı haziranın ilk haftasında çıkacak olan yeni albümüm çok hüzünlü olacak." Yaz boyunca Türkiye genelinde konserler vermeye hazırlanan Sezen Aksu, güldürmenin kendisi için her şeyden önemli olduğunu belirterek, "Ben güldürmeyi en önemli iş olarak addediyorum kendime. Komedyen olmayı, şarkıcılığa tercih edebilirim."

Çakkıdı nasıl doğdu?
Sezen Aksu, geçen yıla damgasını vuran 'Çakkıdı' şarkısının sözlerini yazarken sabah programlarından esinlendiğini söyledi: "Sabah programları o kadar acayipti ki! Mesela kocasını öldürmüş kadın, yatmış hapishanede, çıkmış. Ağlaya ağlaya anlatıyor. Programı sunan kişi de 'Amannn, biraz keyifli şeylerden bahsedelim' diyor. Aradan 30 saniye geçiyor, kadın hoppaaa çakkıdı çakkıdı oynuyor. Şarkı böyle ortaya çıktı."

15 Mart 2008 Cumartesi

Artık menajerlik de aile içinde yapılıyor

Hande Yener'den Özcan Deniz'e pek çok isim, konu para olunca kimseye güvenmiyor ve menajerliklerini profesyoneller yerine aile üyelerine yaptırıyor...Sanatçılar albümlerini hazırlayıp, filmlerini çekerken işi mesleğin profesyonellerine bırakıyor ama iş para konusuna gelince, aile fertlerinden başkasına güvenmiyor! Sanatçıların önemli bir bölümü, işlerini profesyonel menajerler yerine aile üyelerinden birine devrediyor. Türkiye'nin en çok kazanan ve her yıl vergi listelerinde üst sıralarda yer alan şovmeni Cem Yılmaz'ın menajerliğini, yıllarca kuzeni yapmıştı. Yılmaz şimdi kendi işlerini kendisi takip ediyor. Sezen Aksu'nun kardeşi Nihat Yıldırım da kısa süre önce sanatçının işlerini devraldı.

Hangi sanatçıların menajerleri ailesinden? >>>


İŞLERİ TAKİP EDİYORLAR
Nazan Öncel'in yıllardır tüm işlerini kocası Akşit Togay yürütüyor. Özcan Deniz menajerlik işlerini ağabeyi Ercan Deniz'e devretti. Hande Yener'in menajerliğini ise sevgilisi Kadir Doğulu yapıyor. Nalan menajerliğini ablası Füsun Tokyürek'e, Nez ve Lerzan Mutlu annelerine yaptırıyor. Menajerler çalıştıkları sanatçıların konser, film, dizi ve reklam gibi işlerinde görüşme yapıyor, pazarlığa oturuyor ve anlaşmaları imzalıyor. Bu işleri aile fertlerine yaptıranların çoğu iş takiplerini de kendileri üstleniyor. Kağıt üzerinde ise akrabalarının ismi bulunuyor.

YURTDIŞINDA BİR SEKTÖR
Yurtdışında menajerlik başlı başına bir sektör. Sanatçıyla ilgili birinci derecede söz sahibi olan menajerler, albümüne konulacak şarkılardan turne programına, filmlerden kimlerle görüşüleceğine ve hatta hangi mekana gidileceğine dek her şeye karar veriyor. Yurtdışında çoğu menajerin yıllık geliri, birlikte çalıştığı sanatçıdan daha yüksek. Üstelik sanatçılar menajerlerinin sözünden çıkamıyor. Yüzde 10-15 arasında komisyonla çalışan menajerler sanatçıları kendilerinden habersiz bir işe imza atarsa, yüklü miktarda tazminat kazanıyor.


HAVADAN PARA KAZANILAN MESLEK
Tarkan'ın 12 yıldır profesyonel olarak menajerliğini yapan Uygar Ataş, Türkiye'de menajerliğin hâlâ sanatçılar tarafından meslek olarak görülmediğini söylüyor ve ekliyor: "Menajerlik havadan para kazanılan bir meslek gibi görüldüğü için aileye bırakılması doğal. İnsanlar para söz konusu olunca işlerini aileye teslim etmeyi uygun buluyorlar. Mesela Beyonce'un bile menajeri babası!"

Menajerliğini aile fertlerine bırakan sanatçılardan bazıları:
Sezen Aksu-kardeşi Özcan Deniz-abisi Nalan-ablası Nez-annesi Lerzan Mutlu-annesi Hande Yener-sevgilisi Kibariye-eşi Sümer Ezgü-eşi Pınar Dilşeker-abisi Nazan Öncel-kocası Sinan Özen-kardeşi Murat Göğebakan-eşi

8 Mart 2008 Cumartesi

Sezen radyoda! / Hem şarkı çalacak hem anı anlatacak

Türk popunun divası Sezen Aksu, 16 Mart'ta Açık Radyo'da program yapacak. Sevdiği yerli ve yabancı parçaları dinleyicilerle paylaşacak olan Aksu, müzik arasında da anılarını anlatacak.

'Kök'ten bilgiler
Hazırlıklarını sürdürdüğü 'Kök' albümü ile ilgili bilgi de vermeye hazırlanan ünlü sanatçı, 'Açık Radyo Dinleyici Destek Projesi' için kendisine yapılan program teklifini hemen kabul ettiğini söyledi.

5 Mart 2008 Çarşamba

Ziynet Sali'den Yunanca Sezen şarkıları

Grek Müziği’nin sevilen sesi Ziynet Sali, Sezen Aksu ile birlikte gerçekleştireceği iddialı bir proje ile sevenlerinin karşısına çıkmaya hazırlanıyor...Geçen yıl çıkan 'Mor Yıllar' albümü için Sezen Aksu ve Kenan Doğulu'dan beste alan Sali, şimdilerde Minik Serçe ile birlikte yapacakları yeni bir proje için oldukça heyecanlı. Sali, ünlü sanatçının en çok sevilen 10 şarkısını Yunanca seslendirecek.

Ziynet Sali, "Sezen Aksu'nun şarkıları herkesin dilinde. Hazırlayacağım albüm hem Türkiye'de hem Yunanistan'da hem de diğer ülkelerde piyasaya çıkacak. Bu şarkıların Türkiye sınırları dışında da dinlenmesini istediğimiz için böyle bir proje geliştirdik. Şarkıların stüdyo okumaları için Yunanistan'a gidiyorum" dedi.

3 Mart 2008 Pazartesi

Sezen UNICEF için söyledi

Sezen Aksu, önceki akşam UNICEF Türkiye Milli Komitesi’nin düzenlediği yardım gecesinde sahne aldı. Bilkent Otel'de yapılan ve Aksu şarkılarıyla renklenen baloya, aralarında işadamları, sanatçılar ve yabancı büyükelçilerin de bulunduğu kalabalık bir davetli topluluğu katıldı. Balonun açılış dansını ise UNICEF Türkiye Milli Komitesi kurucusu Prof.Dr. İhsan Doğramacı ile işadamı Hamdi Akın’ın eşi Şafak Akın yaptı.