nilüfer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
nilüfer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Ekim 2008 Pazartesi

Pop yeni starlar çıkaramıyor

2000 yılından bu yana gençliği sırtlayıp götüren bir pop müzik sanatçısı çıkmadı Türkiye'de. Ajda Pekkan, Sezen Aksu, Nilüfer hatta Erol Evgin hâlâ sahnede ve sanki eskiler olmasa popüler müzik olmayacak gibi...Sabah Pazar'dan Murat Meriç'in yazısı:

Bit pazarları yakın dönemde yeniden canlandı, nurlandı. Popüler müzik alanında eskiye epey bir rağbet olduğunu söylemek yanlış olmaz. 2000'li yılların başında eski şarkılar ortalığı kaplamıştı ve o zaman bunu, yeni bestecilerin çıkmamasına bağlamıştık. Herkes işin kolayına kaçıyordu: Eskilerden (tercihen Hababam Sınıfı serisinin müsamere sahnelerinde kullanılmış) bir şarkıyı albüme koyup, gerisini ıvır-zıvırla dolduruyorlar ve ne hikmetse kötü icra ve yoruma rağmen satıyorlardı. Henüz internet her yeri kaplamamış, bilgisayar kullanımı gelişmemiş, 'şarkı indirme' denen kavram memlekete girmemişti. Derken MP3 denen şeyle tanıştık ve bunun internette kolaylıkla bulunabildiğine şahit olduk. Bununla birlikte popüler şarkıların albümü sattırma devri sona erdi, iş maharete kaldı. Bu arada eski şarkıları dillerine dolayanlar birbiri ardına yok oldu. En basitinden, bir dönemin 'nostalji kraliçesi' Muazzez Ersoy'un adını artık zikreden var mı? Ya da Atilla Taş'ı hatırlayan?

AJDA VE AYNEN ÖYLE
İş maharete kaldı dedik ya, bu, piyasanın lokomotifliğini eski şarkıcıların üstlendiği manasına geliyor biraz da. Son dönemde çıkan, satan albümlere baktığımızda, yıllardır baştacı ettiğimiz şarkıcılarınkini üst sıralarda görüyoruz. Süperstar Ajda Pekkan'ın Aynen Öyle'si, sanatçının en parlak albümü değilken ve daha çıkalı çok olmamasına rağmen geçtiğimiz yazın albümü oldu. Aynen Öyle, bir önceki albümden iyiydi ama onu eski albümleriyle hatırlayan, dillere dolanmış şarkılarını bilenler için bir teselli mahiyetinde yalnızca. Yoksa, Pekkan diskografisinin vasat albümlerinden. Yine de bu yoklukta parladı ve 1 numaraya oturdu.

SEZEN AKSU, KONSER ŞAMPİYONU
Sezen Aksu'nun yaz başında çıkan Deniz Yıldızı albümüyse fazlasıyla sakindi. Dillere düşen bir şarkının olmaması albümün fenalığından değil, başta da söylediğimiz sakinliğinden, hatta kişiselliğinden. İnsanlar toplu halde şarkıları terennüm etmek yerine bu albümü evde yalnız başlarına dinlemeyi tercih etti. Yine de Sezen Aksu, açık ara bu yılın konser şampiyonu oldu. Verdiği bütün konserler hıncahınç doldu. Albümü çok satan, şarkıları dillere düşen Ajda Pekkan ise konserlerinde önde biriken, 'fan' kitlesi dışında büyük kalabalıklar göremedi. Nükhet Duru ve Nilüfer, bu yıl içerisinde birer single çıkarttı, adlarından böyle söz ettirdi. Eski şarkıları hatırına konserleri ilgi gördü. Yazın sürpriz ismi ise son dakikada çıkarttığı Sahici albümüyle Deniz Seki oldu -ki onun da yeni bir şarkıcı olduğunu söyleyemeyiz. Betül Demir, Bengü, (eski dönemleri hatırlatırcasına Ferdi Tayfur'un Yıldızlar da Kayar şarkısıyla adından söz ettiren) Tan, geçen yazın 'yeni' isimleri ama bunlar popun bir yenileşme içerisinde olduğunu kanıtlayacak güçlü isimler değil. Zaten öyle bir durum da yok ortada. Bas Gaza ile adından söz ettiren İsmail YK, daha ziyade Alamancı'ların desteğiyle kendine büyük bir kitle yarattı ama onu da pop sınırında değerlendirmek abes. Evet, popüler ama anladığımız anlamda pop olup olmadığı şüpheli. Kıraç ve Funda Arar, birbirlerine destek verdiler, popülerliklerini dizilerde seslendirdikleri şarkılarla sağlamlaştırdılar ama onlar da yeni değil. Zeynep Casalini ve Müfide İnselel ise yaptıkları onca başarılı işe rağmen büyük kitlelere ulaşamayan iki iyi isim. Ancak Mirkelam, Göksel, Nil Karaibrahimgil gibi nevi şahsına münhasırlar arasında anabiliriz onları.

HİÇBİRİ YENİ DEĞİL
Hande Yener, '90'lı yılların başında ortalığı kasıp kavuran Yonca Evcimik'in yerini aldı, işi çok daha ileriye götürdü. Artık ayakları yere sağlam basan, ne yapacağı merakla beklenen bir star. Tarkan, Metamorfoz'la beklentileri boşa çıkarttı belki ama hâlâ memleketin en büyük pop şarkıcısı. Kenan Doğulu, Mustafa Sandal ve Serdar Ortaç, onu takip eden isimler. Rafet El Roman'ı da bu yılın en çok satan albümlerinden birine imza attığı için bu isimlerin arasına eklemekte fayda var. Emre Altuğ ve Gökhan Özen ise, bir kuşak geride olmalarına rağmen bu ekibe dahil oldular. Dikkat ederseniz, saydıklarımızın hiçbiri 'yeni' değil. Dolayısıyla gençliği sırtlayıp götüren yeni birilerinin olduğunu söyleyemiyoruz. Nice ümitlerle ve büyük kampanyalarla piyasaya sürülen Murat Boz kof çıktı. Belki Keremcem'den söz edebiliriz ama o bile 'eskiler' arasına girdi.

SEBEP NEDİR?
Peki 'eskiler'in ortalığı canlı tutmasının, yenilere pabuç bırakmamasının nedeni ne? Bunu piyasa koşullarında, yapımcıların olaya bakışında da arayabiliriz elbette ama iğneyi onlara batırırken çuvaldızı kendimize döndürmekte fayda var. İnternetin cep telefonlarından bile ulaşılabilir bir mecra haline gelmesi ve istediğimiz şarkıyı anında bulabiliyor olmamız, biz alıcıları bir tembelliğe sevk etti. Albüm alanların sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Pek çok albüm sadece CD olarak basılıyor, kaset giderek unutuluyor. İnsanlar önce internet aracılığıyla meşhur oluyor, sonrasında albümünü çıkartıyor ama Evlerinin Önü Boyalı Direk'le adlarından söz ettiren Öykü-Berk ikilisi dışında bu işin kaymağını yiyen de pek yok. Daha da önemli bir sebep, artık çarpıcı şarkı yapılamaması. Çıktığı anda dillere düşen bir şarkı yok. Arada sivrilenler de iki ay içerisinde unutuluyor. Yazın ortaya çıkan, yazlık şarkılar yapan Ayşe Hatun Önal, Demet Akalın, Asuman Krause, Yıldız Kaplan gibi isimler bu söylediklerimizin ispatı. Bu isimlerin yolunu açan Petek Dinçöz ise artık 'eskiler' kategorisinde.

KALANLAR DA OLMASA HALİMİZ HARAP
Yakın zamanda yapımcıların yüzünü güldüren tek albüm ENBE Orkestrası'nın Ferhat Göçer, Ajda Pekkan, Sultana gibi isimlerle takviye ettiği albümü ama onu da sırtlayıp götüren tek bir şarkı (Kalp Kalbe Karşı). Alaturka neredeyse bitti, arabeski hâlâ eskiler sırtlıyor; Kibariye, Müslüm Gürses gibi isimler yorumculuklarıyla, Özcan Deniz, Emrah gibilerse değişimleriyle adından söz ettiriyor. Gülben Ergen, BKM desteğiyle yükseldi. Hülya Avşar ise şarkıcılığı neredeyse tümden bırakarak televizyonculuğa başladı. Geçtiğimiz yılın bütün kulvarlarda en çok satan albümüyse Shantel'in Disko Partizani'si! Bit pazarından söz ettik yazının başında; Odeon'un arşivini açması, eski şirketlerden Yavuz ve Türküola'nın kataloglarında yer alan albümleri birbiri ardına piyasaya sürmesi, Ossi gibi arşive yatırım yapan şirketlerin kurulması piyasanın sıkıntısından. Bir dönem, bütün eskiler birbiri ardına 'best of' çıkarıp, geri dönmeye kalkmışlardı. Kalan kaldı, diğerleriyse çoktan tarihe gömüldü. Bu kalanlar da olmasa halimiz sahiden harap.

KIRIKA, PİNHANI, HEPSİDurum elbette bu kadar vahim değil. Kırıka gibi bizi heyecanlandıran işler, Pinhani gibi memleket müziğinin yüzünü ağartan gruplar ve Yasemin Mori gibi sahiden çok iyi yeniler piyasaya çıkıyor. Ancak bunlar da bir avuç iyi dinleyiciye hitap ettiğinden, pop camiasında anılmaları abes kaçıyor. Yine de önümüzdeki yılların müziğini şekillendirecek isimler bunlar ve onları desteklememiz şart. Bütün bunlardan söz etmişken (farklı bir kulvarda olmasına rağmen) Hepsi grubunu unutmayalım elbette. Mete Özgencil'in bir projesi olarak ortaya çıkan dört şeker kız, çoktan taklitlerini yaratan bir grup haline geldi ve galiba son dönemde çıkmış tek iyi yeni proje bu. Üçüncü albümlerinde '90'ların hitlerini yorumlamayı tercih ettiler ama Birkiüç, MP3, 4 Yüz gibi grupların da önünü açtılar. Memleket popunun yenilenmeye ihtiyacı var mı bilmiyoruz ama dışardan baktığımızda bu arenanın da siyaset arenası gibi eskilerin elinde olduğunu dehşetle fark ediyoruz. Ajda Pekkan, Sezen Aksu, Nilüfer hatta Erol Evgin hâlâ sahnede, yanlarında yetişen Sertab Erener, Aşkın Nur Yengi, Levent Yüksel gibiler onların yanında, Mirkelam'dan Nil Karaibrahimgil'e uzanan bir ekip de bir adım geriden onları takip ediyor. Neyse ki Yasemin Mori gibi gümbür gümbür gelerek yerlerini şimdiden sağlamlaştıranlar var. Yine de, 2000'li yıllar biterken milenyumdan bu yana çıkmış yeni bir isim olmadığını görüp hayıflanmak mı gerek, yoksa "İyi ki bunlar var," demek mi; bunu zaman gösterecek...

1 Eylül 2008 Pazartesi

"Nilüfer benim şarkılarım olmadan bir hiç"

Kayahan, Rocks Hotel & Casino'nun 20. yıl kutlamaları dolayısıyla verdiği konserin ardından yaptığı basın toplantısında yine Nilüfer'i hedef aldı. Eşi İpek Acar ile elele sahneye çıkan Kayahan, Nilüfer'in geçtiğimiz hafta Kuruçeşme Arena'da verdiği konserde kendisinden Kayahan şarkıları isteyen hayranlarına "Sizi buraya Kayahan mı gönderdi" diye sorması hatırlatılınca, şunları söyledi: "Nilüfer ayıp etmiş, ben ona dostum diyorum o bana ne diyor, hiç yakışmamış. Aramızdaki tartışmayı Nilüfer başlattı. Bir gün arayıp 'Terzim, kuaförüm çok para alıyor lütfen sana ödediğim beste paralarında indirim yapalım' dedi. Terzileri, kuaförleri küçümsemiyorum ama burada benim bestelerim söz konusu. Ben de onu mahkemeye verdim. Konu bundan ibaret. Ondan istediğim yüzde 10 komisyonu Mehmetçik Vakfı'na bağışladım. Geçenlerde yardımcım söyledi. Nilüfer bir konserinde 4 tane kıyafet değiştirmiş. Kıyafet değiştireceğine şarkılarını değiştirsin, şarkı bulsun. Benim şarkılarım olmadan o bir hiç." Kayahan bu sözleriyle sadece Nilüfer hayranlarının değil, müzikseverlerin ve kamuoyununun da tepkisini çekti.

29 Ağustos 2008 Cuma

Hayranları istedi, o söyledi

Turkcell Kuruçeşme Arena’da sahneye çıkan Nilüfer, 30 şarkıdan oluşan repertuvarı, birbirinden şık Arzu Kaprol imzalı dört kostümü, üç saat süren konseri boyunca yaptığı dans ve şovlarla hayranlarını büyüledi. Pop müziğin divalarından Nilüfer, önceki akşam Turkcell Kuruçeşme Arena’da bir konser verdi. Nilüfer, sahneye somon renkli mini elbisesi ve dansçıları eşliğinde “Varsa Söyle” parçasını seslendirerek başladı. Ardından da “Yeniden Sev”, “Yolcu Yolunda Gerek”,”Sen Beni Tanımamışsın”, “Ta Uzak Yollardan”, “Seni Beklerim Öptüğün Yerde” gibi klasik parçalarıyla devam etti. Nilüfer’in şarkı aralarında seyirciye seslenerek “Bunca yıldır beni yalnız bırakmadığınız, beni dinlediğiniz ve konserlerime geldiğiniz. Bu akşam da burada olduğunuz için teşekkür etmek istiyorum “ demesi uzun süre alkışlandı. Seyircilerin istediği şarkıları da söyleyeceğini belirten Nilüfer, bir seyircinin bağırarak istediği “Son Arzum” şarkısını hayranını kırmayarak seslendirdi. Şarkılarını söylemesini yasakladığı Kayahan ile mahkemelik olan Nilüfer, eserlerini seslendirdiği Adnan Ergil, Timur Selçuk, Buğra Uğur, Fahir Atakoğlu, Nino Varon ve Onno Tunç’a binlerce seyircisiyle birlikte teşekkür etti. Konseri, “Hoşuna Gider mi?” şarkısıyla bitiren Nilüfer, seyircinin yoğun isteğini kıramayıp bis yaptı.

Nilüfer, Arzu Kaprol imzalı bir siyah, bir kırmızı tuvalet ve finalde de beyaz bir tuvalet giydi.Şarkıcı, opera sanatçısı Bülent Külekçi ile “Con Te Partiro”, Asya ile de “Kim Arar” şarkısını seslendirdi. Nilüfer’e dans dünyasının ünlü ismi Eylül ve Zilli perküsyon grubu da eşlik etti.

2 Ağustos 2008 Cumartesi

Nilüfer dolu dizgin...

Nilüfer, Rumeli Hisarı’ndaki ikinci gecesinde de izleyicilerine keyifli anlar yaşattı. Konserine “Cançao De Mar” adlı Portekizce bir şarkıyla başlayan Nilüfer, İstanbul Devlet Operası solistlerinden tenor Bülent Külekçi ile “Con Te Partiro” adlı şarkıda düet yaptı. 13 kişilik orkestrasıyla sahneye çıkan Nilüfer bir de arya seslendirdi. Arya ile dinleyicilerinden çok alkış alan sanatçı, “Bundan sonra böyle şarkılar söylemek istiyorum. Bunun için Bülent Külekçi ile çalışacağız” dedi. Nilüfer, şarkı aralarında hayranlarıyla da sohbet etti. Sanatçı, Kayahan’la aralarındaki sorunlarla ilgili olarak da şunları söyledi: “O arkadaş, beni iyi tanımamış. Repertuvarımı değiştirmeyeceğimi düşünüyordu. İşte görsün, hepsini değiştirdim. Farz edelim, benim o arkadaşa borcum var, gerçi yok da, farz edelim var. Bizim 25 yıllığa dayanan bir dostluğumuz var. Hiç mi bu dostluğun anlamı yok?”
Repertuarına aldığı eski şarkıları için: ‘Artık bu şarkılara yer açıldı. Bundan sonra bu şarkılarımı da söyleyeceğim’ diyerek Kayahan’a üstü kapalı gönderme yapan ve Hisar’da şarkı söylemenin bir ayrıcalık olduğunu ifade eden sanatçıya ‘Con Te Partiro’ adlı şarkıda İstanbul Devlet Operası solistlerinden tenor Bülent Külekçi eşlik etti. Nilüfer’i kızı Ayşe Nazlı da yalnız bırakmadı.

17 Temmuz 2008 Perşembe

Dijital teknolojiyle gelen ruhsuzluğu yaşıyoruz!

35 yıldır müzik dünyasının içinde olan Nilüfer, eski ve yeni şarkılar arasındaki farkı tanımladı: Eskilerde ruh vardı. Şimdi pek çok sektör gibi müzikte de dijital teknolojinin getirdiği ruhsuzluğu yaşıyoruz..

Yargıtay'ın Kayahan besteleri okumasına izin vermediği Nilüfer Sabah'ın sorularını yanıtladı. "Yargıya saygım sonsuz ama benim o şarkıları tanıtmak için verdiğim emek hiçe sayıldı. Kayahan'ın hiç tanınmadığı bir dönemde yorumumu ve sesimi kullanarak, kendisinin şarkıları için çaba gösterdim. Ne yazık ki işin vicdani yanı atlandı" dedi. "'Nilüfer'i ben yarattım, onun bütün şarkılarını ben seçerim, aranjörlerine kadar ben karar veririm' diyerek yaptığı açıklamayla beni kuklaya çevirmeye çalışması aramızdaki ipleri kopardı. Bu nedenle de zaten ödemek zorunda olmadığım paraları kestim. Benim vicdanım bu konuda çok rahat. Kendisiyle baş başa kalabilirse 25 yıllık arkadaşlığımıza baksın. Kimsenin onu tanımadığı dönemde onun arkadaşı olduğum dönemleri hatırlasın." diye konuşan Nilüfer, albüm satışlarındaki düşüşün nedenine ilişkin ise "Albümlerin çok fazla satmaması yapımcıların yeni isimlere yatırım yapmasını engelliyor. 100 bin satana 'Altın Ödül' verildiği günümüzde yapımcılar hangi parayla kime yatırım yapacaklar? Ayrıca bestecilerimizden, aranjörlerimizden kaynaklanan etkenler de söz konusu. Onlar da birbirine çok fazla benzeyen soundlar yapıyor." diye konuştu.

* Sizce soundlar neden birbirine benzemeye başladı? Aranjörler mi tembelleşti, yoksa nota kombinasyonu mu kalmadı? Her şarkıda kullanılan müzik aletleri de sesleri de hemen hemen aynı. Örneğin davul sesi, keman sesi, piyano sesi, gitar sesi bir yerlere kayıt edilmiş. İsteyen gidip o sesleri satın alıp bir şarkıda kullanıyor. Eski şarkılara duyulan ilginin gün be gün artmasının nedeni, hepsinde bir ruhun olmasıdır. Dijital teknolojinin getirdiği ruhsuzluğu yaşıyoruz...

22 Haziran 2008 Pazar

Nilüfer'e Kayahan darbesi!

Ünlü sanatçı Nilüfer artık bir Kayahanzede. Uzun bir süredir Nilüfer'le Kayahan arasındaki anlaşmazlık konusunda mahkeme Kayahan'ı haklı buldu. Nilüfer'in açıklaması: “Karara tabii ki çok üzüldüm. Çünkü çoğu söylemekten büyük keyif aldığım, benim de büyük emek verdiğim şarkılardı. Ama beni asıl üzen, canımı acıtan şey şu oldu. Sahnede bir daha okuyamayacağım şarkılar arasında benim de ciddi katkım olanlar da var. Loreena McKenitt’ın çok sevdiğim o şarkısını ben götürdüm Kayahan’a, ne olur buna söz yaz diye... ‘Çok Uzaklarda’ öyle çıktı ortaya. Şimdi o şarkıyı okumam yasak... Bir başka şarkı da yarışma kazandığımız ‘Geceler’... Kayahan kadar benim de emeğim var o şarkıda ama onu da okumam yasak. Avukatımın önerdiği tashih karar hakkımı kullanmıyorum. Çünkü şartları daha fazla zorlamaya gerek yok. Zaten temyiz hakkımı da avukatımin ısrarıyla kullanmıştım. Bu güne kadar benimle özdeşleşen en iyi şekilde yorumlamak için günlerce çalıştığım, emek harcadığım, ruhumu akıttığım ve bedeli maddi olarak da ödenen bu şarkılardan ayrılmak eski bir dosttan ayrılmak gibi. Üstelik bu mücadelem müzikseverlere olan saygımdandı. Ancak buraya kadar... Artık Türkiye’de bu şarkıları benden başka herkes söyleyebilir; bir bana yasak. Kayahan’ın ve bu şarkıların üzerinde çok hakkım var, ama adalete saygım sonsuz.” (tambatumba.com)

1 Haziran 2008 Pazar

Ünlü sesler 'Zilli' grubu için söyledi

Aşkın Nur Yengi, Asya, Nilüfer ve Nükhet Duru'nun da aralarında bulunduğu 10 ünlü; Türkiye'nin ilk kadın perküsyon grubu Zilli için şarkı söyledi. Yaşları 17-28 arasında değişen 11 kadın perküsyoncudan oluşan topluluk, şarkıları Latin kökenli vurmalı sazlar eşliğinde yorumladı. Şarkılar arasında; 'Dünya Dönüyor', 'Sevdan Olmasa', 'Hayırdır İnşallah', 'Mahmure', 'Ay İnanmıyorum' ve 'Şiirimin Dili' yer aldı.

17 Mayıs 2008 Cumartesi

Nilüfer’den ilk single

Nilüfer, 30 yılı aşan şarkıcılık hayatında ilk kez bir single hazırladı. Nilüfer, yakında DMC etiketiyle piyasaya çıkacak single’da söz ve müziği kendisine ait “Sen Beni Tanımamışsın” adlı şarkının dört versiyonunu kullandı. Şarkının pop ve akustik versiyonu Ozan Çolakoğlu, remiks versiyonlarını ise DJ Hüseyin Karadayı ve Suat Ateşdağlı yaptı. Bu dört versiyonun dışında single’da Nilüfer’in son şarkısını sevip “Keşke ben de söyleyebilseydim” diyenler için bestenin iki de playback’ine (sadece müzik) yer verdi. Yeni albümünü sonbaharda çıkarmayı düşündüğünü söyleyen Nilüfer “Single işini çok sevdim. Bundan böyle albüm için 1.5 - 2 yıl beklemek yerine single’larla sevenlerimin karşısında olacağım” dedi.

11 Mayıs 2008 Pazar

Nilüfer'den yeni single'a yeni imaj

Ünlü sanatçı Nilüfer 10 gün sonra bir single çıkarıyor. Geceli gündüzlü çalışan Nilüfer, imajını da yeniledi. Kilo verip zayıflayan ve saçlarını siyaha boyatan ünlü sanatçı bambaşka bir görünümle sevenlerine sürpriz yapmaya hazırlanıyor.

22 Şubat 2008 Cuma

"Paranoyak bir hikaye" / Dostları Aysel için biraraya geldi, Aysel'i anlattı...

“Haydi Gel Bizimle Ol”un bu haftaki konuğu 17 Şubat Pazar günü hayatını kaybeden söz yazarı Aysel Gürel’in dostlarıydı. Bu kez aralarına Mehtap Ar’ın da katıldığı kadınlar, Sezen Aksu, Timur Selçuk, Nilüfer, Nükhet Duru, Zerrin Özer, Atilla Atasoy, Garo Mafyan, Fuat Güner, İlhan Şeşen, Erol Evgin, Atilla Özdemiroğlu, İskender Paydaş, Asya, Yonca Lodi, Reyhan Karaca, Nazlı Mengi, Erhan Güleryüz, Murat Güneş ve İlke Özdemir’i ağırladı. Programa katılan Aysel Gürel dostları onu anlatmakta zorlanmadı. Çünkü herkesin bir anısı vardı. İzleyiciler ise üç kadından menkul bu aileyi ilk kez daha yakından tanıma fırsatı buldu. Gürel’in sanatçı arkadaşları “Aysel”le yaşadıkları anıları anlattı, bazıları hiç duyulmamış şarkılarını seslendirdi.

İşte programdan ayrıntılar / Dostlarının gözüyle Aysel Gürel'in hayatından kesitler >>>

Programda açılışı Timur Selçuk, Aysel Gürel’in sözleri yazdığı son şarkılardan birini seslendirerek yaptı. Müjde Ar’ın annesinin ölümünden sonra söylediği ilk sözler, “Canım anneciğim, ‘ruhun yaşı olmaz’ derdi; genç gitti. Arkamdan ağlamayın. İyi bir hayat yaşadım, ölünceye kadar ürettim, derdi” oldu. “Onun kızı olduğum için kendimi şanslı hissediyorum” diyen Ar, kız kardeşi Mehtap Ar’la birlikte annesinin anılarını yazacağını ve onun adına bir albüm hazırlandığını duyurdu. Ar, anne ve babasının ayrılık hikayesini de ilk kez anlattı ve “Aysel Gürel’in kızı olmaktan gurur duyuyorum” sözleriyle programı kapattı.
İşte geceden anılar ve diyaloglar:

SEZEN’E: TOPRAĞA GİRSEM ZORLA ÇIKARIRSIN

Mehtap Ar: “Sezen’le başbaşa oturuyoruz, hastanedeyiz. Doktorların biri giriyor, biri çıkıyor. Annemin şuuru yerindeydi, bize döndü ve ne kadar saklamaya çalışsak da, ‘beni yaşatmak için elinizden geleni yaptığınızı biliyorum’ dedi.”

Sezen Aksu: “Durumu ağırlaşınca panikledik ama belli etmemeye çalışıyorduk. Anladı, ‘ben toprağa girsem de sen beni zorla çıkarırsın’ dedi. Aysel sıfır yüktü, eşsiz, kibirsiz bir muhalif, başkaldıran bir kadın.”

EVİNİ SATIP KUYRUKLU PİYANO ALDI

Müjde Ar: “Gençliğinde bile çok yorgundu annem, geceleri tiyatro yapıyordu. Gündüz uyuyacak ki akşam işe gitsin. Bir odada soba yanardı. Mehtap’la ben uyansın diye suratına basardık. Kalkar bir tane patlatırdı.”

“Çok renkli bir çocukluk geçirmiş ama sanırım hiperaktif... Annesi ortadan kaybolduğunda paniklermiş, ‘meftayı eve getirmeden gömün’ dermiş. Biz çocukken babadan kalma Rum evleri varmış, onları satıp satıp yerdi. Ev satıldığı vakit gider kuyruklu piyano alırdı ama evde kimse piyano çalmayı bilmezdi. Sonra tabii açlık başlardı. Bir defasında çok parasız kaldık, su saatine giden kurşun boruları sattı.”

“Bize hiç ‘Babanıza gönderirim sizi’ demezdi, şikayet etmezdi. Sadece arada sırada ‘yatılı okula göndereceğim sizi’ derdi, ama ben konservatuarı yatılı okumak isteyince göndermedi. Olağanüstü bir baskı var üzerimizde. Annem 40’ından sonra dudaklarını simsiyah, saçlarını mosmor, kaşlarını kırmızı boyamaya başlayınca, Ertem Eğilmez, bir ruh doktoruna götürmemizi tavsiye etti. Götürdük, gördük ki doktor Aysel’den daha deli. Teşhisi koydu; anneniz bir deha!”

“25 yaşında evlenmiş, üreme zamanı gelmiş... Monogamdı ama çok flörtçüydü. Biz ona hiç rahat vermedik. Çok büyük aşklarını bizim yüzümüzden yaşayamadı. Sadakat önemliydi onun için, ‘sadakatsiz aşk da olmaz, arkadaşlık da’ derdi. Üslubu biz ondan öğrendik; bir dil kurmayı, karşındakinin kalbini önemsemeyi, acıtmadan söylemeyi öğrendik. Bir arkadaşım annem ölünce ‘Kadınlar kahramanını kaybetti’ dedi, gerçekten öyle.”
PARANOYAK BİR HİKAYE

Sezen Aksu: “Bir valizi vardı, içinde notları, kurabiyeler... Valizle yatıyor, valizle kalkıyor, valizle tuvalete gidiyor. Bir gün dayanamayıp neden böyle davrandığını sordum, bana dedi ki; içinde tereyağlı kurabiyelerim var, bu ev hırsız yatağı... Benden düpedüz şüphelendi!”

Timur Selçuk: “Bir sabah benim dershaneye geldi. Sekreter kız ‘Aysel Hanım geldi’ deyince kapı aralığından bir göreyim dedim. Baktım ki üzerinde yeşil parlak bir yağmurluk ve aynı renkte buruşuk bir itfaiyeci şapkası, ayaklarında da garip şeyler var. ‘Başka bir odaya al’ dedim. Onu karşıladım, yağmurluğunu çıkarınca içinde gecelik olduğunu gördüm, ayağındakiler de terlikmiş. Bana, ‘Dün rüyamda gördüm de seni, öyle geleyim istedim’ dedi.”
(Video 1: Sezen Aksu, Nilüfer, Timur Selçuk)
http://www.ntvmsnbc.com/modules/habervideo/video.asp?CatID=29&cbVideo=3348&cbQuality=1

’ERKEKLER OLARAK ONU MİLİTAN KABUL EDİYORUZ’

Atilla Atasoy: “Erkek camiası olarak, biz onu bir militan kabul ediyoruz. Türkiye’de kadının adı o aslında.”

Zerrin Özer: “Ben annemi kaybettiğimde üç gün koynunda uyudum. Evrendeki tüm olumlu duyguların; şefkatin, vefanın, mütevazılığın, insan ayırmamanın karşılığı Aysel Gürel’dir. Her canlının onu tanımasını isterdim. Şarkılar hazırladık hep beraber, çok günler, geceler paylaştık. MESAM’da 850 tane Aysel Gürel şarkısı vardır, 25’i benimdir, diğerlerini de paylaştırmıştır. İki gündür hep beraber ağlıyoruz, ağlarken de kahkahalar atıyoruz. Biliyorum, bunu Aysel yapıyor! Bana, ‘Zerrincim’ derdi, ‘çocukları büyütürken biraz yokluk çektik. Peynir alırdım, cetvelle üçe bölerdim, Müjde’ye, Mehtap’a ve bana... Ertesi gün bana kalan parçayı yine üçe bölerdim’...”
ÖLÜM DÖŞEĞİNDE KIZINA: ÖLÜYORUM, DEVLETİ KANDIRAMAM

Müjde Ar: “Son bir hafta çok ağırlaştı. Hastane odasında devamlı senaryo yazıyorum, ‘Bodrum’a gideceğiz, sigara içeceksin’ dedim. Evimde sigara içmesine izin vermezdim, balkona çıkıp içerdi. Son üç gün daha da kötüledi. Emekli maaşını hep kendi almaya giderdi. ‘Seni pazartesi günü Fatih’e maaşını almaya götüreceğim. Bak her şeyini hazırladım, lame çantan da burada’ dedim, ‘Ben ölüyorum’ dedi, ‘Devleti kandıramam’...”
(Video 2: Nükhet Duru, Zerrin Özer ve Atilla Atasoy)
http://www.ntvmsnbc.com/modules/habervideo/video.asp?CatID=29&cbVideo=3349&cbQuality=1

ABONE’Yİ BİR BAŞKASI İÇİN YAPMAZDIM

Garo Mafyan: “Hayatta tanıdığım iki kadın oldu benim. Eşim ve Aysel. Eşimle evlilik yıldönümümüzü onunla beraber kutladık. Gecenin starı biz değildik, oydu. Aysel Abla’nın kaybıyla biz aslında başka bir şeyi kaybettik; o kelimeyi, bulacak insanı... Yonca için Abone’yi yap dedi, yaptım. Başkası dese katiyen öyle bir şarkı yapmazdım.”

Fuat Güner: “Aysel o kadar lirik, anlaşılır yazıyordu ki, altında da öyle manalar gizliydi ki insanın tüyleri diken diken oluyordu. Aşkı, sevgiyi, hüsranı herkesin anlattığı gibi anlatmadı. Hepimizin dışında olağandışı bir kadındı. Her özelliği ağır basar hepimize. Çok zeki, filozof, şair, üstelik şair olması şarkı sözü yazmasını engellememiş.”
(Video 3: Garo Mafyan, Fuat Güner, Reyhan Karaca, Yonca Lodi)
http://www.ntvmsnbc.com/modules/habervideo/video.asp?CatID=29&cbVideo=3350&cbQuality=1

DELİ KAMİLE’NİN DELİ KIZI

Atilla Özdemiroğlu: “Aysel’le 70’lerin başında tanıştık. Bir arkadaşım ondan ‘oyuncu ama çok güzel söz yazıyor’ diye söz etti ve ekledi, ‘çok güzel iki de kızı var’. Tanıştım, etkilendim, zaten ondan etkilenmeyecek birini düşünmüyorum. Dehşet güzel sözler yazıyordu.”

Müjde Ar: “Annem hiçbir şeyden korkmazdı. Endişeleri vardı ama korkmak nedir bilmezdi. Onun için ‘deli Kamile’nin deli kızı’ derlerdi. Mezarlıklarda oynarmış. Bize de ‘Hiçbir şeyden korkmayın, korku ruhu cüceleştirir’ derdi. Atilla’ya çok hayrandı, o bir Mozart, Beethoven derdi. Sezen için de aynı şeyi söylüyordu.”

Erol Evgin: “İki fotoğraf çıkardı çantasından. Birinde Bodrum’dan sakallı genç... Arkasında ortaokul Türkçesiyle ‘Ayselim sensiz bodrum gecelerinde...’ diye başlayan bir not, bir de imza var. Diğeri ise İTÜ önünde çekilmiş, daha düzgün bir Türkçe’yle yazılmış: ‘Saman sarısı saçlarının kokusu vs...’ ‘Bu adamları nasıl buluyorsun’ dedim, ‘bunları ben yazıyorum şekerim’ dedi, ‘e niçin yapıyorsun’ diye sordum. ‘Öyle tuvalet masamın üzerinde unutmuş gibi yapıyorum, flört ettiğim kişi görüyor, birden bire bana daha tutkuyla sarılıyor’...”
(Video 4: İlhan Şeşen, Atilla Özdemiroğlu, Erol Evgin, Nazlı Mengi)
http://www.ntvmsnbc.com/modules/habervideo/video.asp?CatID=29&cbVideo=3351&cbQuality=1

BOŞANMASI BİLE KOMİKTİ

Müjde Ar, “ayrılığı bile komikti” dediği anne ve babasının boşanma hikayesini de anlattı:

“Babam annemin ilk erkeğiydi. Gazeteciydi, Vedat Akın takma adıyla yazıyordu. Annem de üniversiteyi yeni bitirmiş, Küçük Sahne’de oynuyor. O zaman da sigara içiyor ne yazık ki. Babam eğiliyor ve sigarasını yakıyor. Annem vuruluyor. Ama kardeşim bir yaşına gelmeden boşanıyorlar.

Annem bir gün pazardan fileleriyle eve gidiyor, önünde de babam elinde filelerle yürüyor. Ama babam başka bir sokağa ve eve giriyor. Annem eve kadar takip ediyor, kapıyı çalıyor ve bir bakıyor ki başka bir düzen. Hemen boşanma davası açıyor. Hakim annemi boşamak istemiyor, o zamanlar Mehtap’a hamile, ‘önce bir karnındakini çıkar’ diyor. Nitekim annem bir yıl sonra boşanabiliyor. Bu ayrılıktan sonra annemin erkeklere olan kızgınlığı ölünceye kadar bitmedi, ama bir taraftan da onları çok seviyordu.”
(Video 5: İskender Paydaş, Asya, Murat Güneş, İlke Özdemir)
http://www.ntvmsnbc.com/modules/habervideo/video.asp?CatID=29&cbVideo=3352&cbQuality=1

10 Şubat 2008 Pazar

Ünlü korodan Aysel'e moral

Geçirdiği ağır bronşit nedeniyle uzun süredir tedavi gören Aysel Gürel, 84'üncü yaşını hastanede kutladı. Sanat dünyasının ünlüleri, Gürel'i bu özel gününde yalnız bırakmadı ve hastane, tarihinde ilk kez böylesi bir partiye ev sahipliği yaptı. Müzik dünyasının çılgın söz yazarının doğum günü, yaşadığı sağlık problemlerine rağmen son derece renkli geçti. Sezen Aksu, Zerrin Özer, Nilüfer, Reyhan Karaca, Nükhet Duru, Yonca Evcimik, Şehrazat ve VJ Bülent, bu özel gününde Gürel'in yanında olan isimlerdendi. Ve ünlüler, sevilen şarkılarını onun için söyledi.

Kızları Müjde ve Mehtar Ar'ın düzenlediği partide, Sezen Aksu da doğum günü hediyesi olarak, sözlerini Aysel Gürel'in yazdığı "Eski Mahalle" adlı yeni şarkısını okudu. Rahatsızlığı yüzünden yataktan çıkması yasak olan Aysel Gürel ise kızı Mehtap Ar'a makyaj yaptırdıktan sonra doğum günü şerefine yatağının içinde göbek attı. Partiye katılanlara "Hepiniz sevgilimsiniz" diyen Aysel Gürel'in neşesinden bir şey kaybetmediği gözlendi.

Sağlık sorunlarının bile yatağa bağlayamadığı Aysel Gürel, doktorların yasaklamalarına rağmen hasta yatağından kalkıp bir reklam filminde rol aldı. Geçen yıl Aysun Kayacı'nın oynadığı Pepsi Max'in yeni kampanyasında Gürel, Kayacı'nın amirini canlandırıyor ve onunla birlikte 'sıfır şeker kontrolleri' yapıyor.

13 Ocak 2008 Pazar

Aysel Gürel için Vefa

Kronik bronşit hastalığı teşhisiyle geçtiğimiz haftalarda hastaneye kaldırılan ve şimdi evinde istirahat eden ünlü söz yazarı Aysel Gürel için Türk pop müziğinin beş ası bir araya geliyor. Sezen Aksu, Ajda Pekkan, Nilüfer, Nükhet Duru ve Zerrin Özer, Gürel'in rahatsızlanmasının ardından stüdyoya girip Gürel'in hit şarkılarını seslendirecek. Henüz resmi bir açıklama yapılmasa da, Aysel Gürel şarkılarından oluşacak albümün adının da "Vefa" olması planlanıyor. "Firuze", "Ünzile", "Yalnızca Sitem", "1945", "Ne Kavgam Bitti Ne Sevdam" gibi dillerde marş olan şarkıların yanı sıra, bir röportajında "Altı valiz dolusu şarkım var" diyen Gürel'in hangi şarkılarının albüme alınacağı merak konusu.

Tamba Tumba Özel Not: Daha önce "Türk popunun 3 büyük devi" olarak bir yardım konserinde biraraya gelen Ajda-Sezen-Nilüfer gibi isimlere bu kez Nükhet Duru ve Zerrin Özer'in de eklenmesi iyi olmuş, zira bu beşlinin her birinin de dinleyicilerin gönlünde ayrı ayrı yerleri var.